Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@RTEÜ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
Deneysel obezite modelinde beyaz çayın karbonik anhdiraz II izoenzimi üzerine etkisinin incelenmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Korkmaz, Elif Büşra; Yılmaz, Hülya Kılıç
Obezite, dünya çapında artan prevalansı ile halk sağlığını tehdit eden bir metabolik bozukluktur. Taze Camellia sinensis yapraklarından elde edilen beyaz çay, kilo yönetiminde tümü aydınlatılmamış çoklu etki mekanizmalarına sahiptir. Bu çalışmada; ülkemizde üretim olanaklarına sahip, toksik etki göstermeyen, günlük alışkanlığın bir parçası haline gelebilecek ve uzun süreli kullanıma izin verecek düzeyde tüketimi kolay bir içecek olan beyaz çayın obezite üzerindeki mekanizmalarını bir yönüyle aydınlatmak amaçlandı. Bunun için de novo lipogenez basamaklarında bikarbonat sağlayıcı olarak devreye giren karbonik anhidraz enziminin, beyaz çay ile inhibe edilebileceği ve böylelikle yağ depolanmasının azaltılabileceği varsayıldı. Tez kapsamınca Sprague-Dawley ırkı 32 adet erkek rat 4 gruba ayrıldı. Bu gruplar 12 hafta süresince; kontrol yemi, yüksek yağlı yem, yüksek yağlı yeme ek orlistat (30 mg/kg) ve yüksek yağlı yeme ek beyaz çay (5 mg/kg) ile beslendi. Gruplar sırasıyla kontrol, vaka, pozitif kontrol ve beyaz çay olarak isimlendirildi. Belirlenen süre boyunca haftalık ağırlıklar kaydedilerek ratlar takip edildi. Süreç sonunda retroperitoneal yağ dokuları alınarak karbonik anhidraz II gen ekspresyonu ve toplam karbonik anhidraz hidrataz aktivite tayinleri yapıldı. Çalışma sonundaki ağırlıklar kontrol gruba göre karşılaştırıldığında; vaka grubunun ağırlığı anlamlı düzeyde yüksek, beyaz çay grubunun ağırlığı ise anlamlı düzeyde düşük bulundu. Karbonik anhidraz II gen ekspresyonu; kontrol gruba göre vaka grubunda 1.15 kat, pozitif kontrol grubunda 0.94 kat, beyaz çay grubunda 0.87 kat olarak belirlendi. Toplam karbonik anhidraz hidrataz aktivitesi ise vaka ve pozitif kontrol grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük bulundu. Kontrol ve beyaz çay grubu arasında benzer miktarda aktivite saptandı. Sonuç olarak beyaz çayın, de novo lipogenezle ilişkili karbonik anhidraz II'nin gen ekspresyonunu azalttığı görüldü. Bu yönüyle beyaz çayın, yağ depolanmasını azaltabilecek bir potansiyele sahip olduğunu düşünmekteyiz. Ancak bu etki toplam aktiviteye tam olarak yansımadığından, diğer izoenzimlerin ve lipogenezle ilişkili proteinlerin ekspresyonlarının ölçümü başta olmak üzere, bu alanda yapılacak daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Öğe
Nikel borat bileşiklerinin suyun yükseltgenmesi alanında elektrokatalitik aktivitelerinin incelenmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Enez, Semra; Ülker, Emine
Fosil-temelli yakıtların sınırlı olması ve çevreye karşı olumsuz etkilerinden dolayı, alternatif enerji kaynaklarına yönelmek zorunluluk olarak görülmektedir. Hidrojen, yüksek enerji yoğunluğundan dolayı iyi bir alternatif olarak görülmektedir. Hidrojen üretimindeki araştırmalar son zamanlarda suyun ayrıştırılması için uygun maliyetli ve dayanıklı heterojen katalizörlerin geliştirilmesine yönelmiştir. Oksit olmayan kobalt bazlı su yükseltgeme elektrokatalizörleri, hem asidik hem de bazik ortamlarda kararlı olduklarından son zamanlarda dikkat çekmiştir. Bu çalışmada, Kotoite kristal yapısına sahip kararlı Ni3(BO3)2, Ni2Co(BO3)2, NiCo2(BO3)2 ve Ni2Cu(BO3)2 olmak üzere dört nikel borat bileşiği katı hal yöntemi ile sentezlendi. Sentezlenen bileşikler toz XRD, XPS, FT-IR, ICP-OES ve SEM-EDX yöntemleri ile karakterize edildi. Bu bileşikler, elektrokimyasal su yükseltgeme katalizörleri olarak ilk kez kullanıldı. Bu bileşiklerin elektrokatalitik aktiviteleri; FTO elektrot üzerinde üç farklı pH çözeltisinde, CC elektrot üzerinde 1 M KOH çözeltisinde ve son olarak aktivitesi en yüksek çıkan NiCo2(BO3)2 ve CNT ile hibrit materyal hazırlanarak CC elektrot üzerinde 1 M KOH çözeltisinde olmak üzere üç aşamada incelendi;
Öğe
Sıcaklık etkisine maruz bırakılan güçlendirilmiş betonarme kirişin davranışı
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2022) Korkmaz, Meltem; Gürbüz, Ali
Bütün teknolojiler gibi inşaat teknolojileri de sürekli gelişmektedir. İnşaat mühendisliğinin hızla gelişen alanlarından biri de mevcut yapıların onarım ve güçlendirilmesinde kullanılan yöntemlerdir. Herhangi bir sebepten dolayı binanın taşıyıcı elemanları zarar gördüğünde yapının yıkılıp yeniden inşaası yerine mevcut yapının onarım ve güçlendirilmesi ilk tercih olmalıdır. Karbon lif takviyeli güçlendirme yöntemi geleneksel güçlendirme yöntemlerine alternatif bir yöntem olarak günümüzde kullanılmaktadır. Bu yöntemin hızlı ve tahribatsız olması, yapı yükünü çok fazla ağırlaştırmaması, mukavemetinin iyi, korozyon dayanımının yüksek olması gibi nedenlerle oldukça fazla tercih edilmektedir. Mevcut çalışmalar karbon lif takviyeli polimer ile güçlendirilmiş betonarme elemanların dayanımının ne düzeyle iyileştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak güçlendirme sonrasında ortaya çıkabilecek dış etkilerle ilgili çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Güçlendirme yapılan bir yapı elemanının zamanla ısıya maruz kalması durumunda, yapılan güçlendirmenin elemanın performansını nasıl etkileneceği hakkında daha fazla araştırılma yapılması gereken bir konudur. Tez çalışması kapsamında, C25/30 beton sınıfına ait 12 adet karbon lif takviyeli polimer ile sargılı, 12 adet sargısız olmak üzere toplamda 24 adet kiriş numunesi üretilmiştir. Üretilen bu numunelerin boyutları 10x15x48 cm ebatındadır. Sargılı ve sargısız üretilen numuneler 24 °C, 120 °C ve 240 °C ısı altında iki saat bekletilmiştir. Numunelerin ısıya maruz kalmadan önceki ve sonraki eğilme dayanımları belirlenmiştir. Çalışma sonunda, ortam sıcaklığında karbon lif takviyeli polimer ile sarılan numunelerin sargısız numunelere göre yaklaşık %15 oranında daha fazla dayanıma sahip olduğu görülmüştür. 120 °C 'ye kadar ısıtılan numunelerde önemli bir dayanım kaybı yaşanmamıştır. 240 °C ısıya maruz bırakılan güçlendirilmiş numunelerde ise yaklaşık %8'lik dayanım kaybı olduğu gözlemlenmiştir.
Öğe
Kürtün Baraj Gölü'nde ligula intestinalis'in çevresel parazitoloji açısından incelenmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2022) İpek, Zeynep Zehra; Kayış, Şevki
Sucul sitemler bir çok kirleticinin son birikim yeri olarak ekolojik çalışmalarda oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Kirleticilerin tespiti için kullanılan yöntemlerden biri de biyoindikatör canlılardır. Ligula intestinalis biyoindikatör özellikleri bakımından oldukça önemli bir türdür. Bu çalışmada Kürtün Baraj Gölü'nde L. intestinalis ile enfekte olan balıklarda ağır metal birikimine bakılmış ve pestisit ve antibiyotik birikimi açısından kullanılabilirliğini ölçümlemek amacıyla laboratuvar ortamında denemeler yapılmıştır. Toplamda 450 adet balık Kış, Yaz ve Sonbahar 2020 tarihlerinde uzatma ağı kullanılarak yakalanmış, örneklenen bireylerin hibrit bir popülasyonu temsil ettiği ortaya konulmuştur. Ayrıca denemeler için 248 adet balık örneği canlı olarak laboratuvara getirilmiştir. Squalius orientalis ve Alburnus derjugini türlerinin sistematik incelemeleri için 10 adet hibrit birey formaldehitte fikse edilmiştir. En yüksek prevelans Ekim ayında (%78,94) ve 0-10 cm'lik balıklarda (%77,8) gözlenmiştir. İlaveten parazitin toplam prevelansı %48,44'tür. Literatürde ata türlerin prevelansı incelendiğinde hibrit bireylerin L. intestinalis enfeksiyonlarına karşı daha hassas olduğu gözlenmiştir.Yaz örneklemesine ait sedimentte, suda, balıkların kas ve solungaç dokuları ile L. intestinalis parazitlerinde Zn, Mn, Cu, Cr, Ba için metal birikimi incelenmiştir. Birikim açısından sadece Cu solungaç ve kaslardan daha fazla miktarda parazitte birikirken, korelasyon testlerine göre konakçı balıkla Cr pozitif bir korelasyon göstermiştir. Organofosforlu bir pestisit türü olan malathionun enfekte ve enfekte olmayan balıklarda ilk deneme için 10. günün sonunda birikimine bakılmış ve L. intestinalis'in pestisitleri bünyesinde biriktirdiği ortaya konmuştur. 15 gün süren ikinci denemede sonunda ise malathion miktarının enfekte balık ve enfekte olmayan balıkta azalırken, parazitte arttığı gözlemlenmiştir. Enroflaksasin ile yapılan antibiyotik denemesi sonunda L. intestinalis ile enfekte balıkların enfekte olmayan balıklara göre 2., 4. ve 5. günlerde sırasıyla 1,06, 2,03 ve 1,7 kat daha fazla birikim yaptığı gözlenmiştir. Çalışmanın sonunda L. intestinalis'in Cr için bir biyoindikatör olarak gözükmesine rağmen, çalışılan diğer metaller için iyi bir biyoindikatör olmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla beraber pestisit kirliliği için de iyi bir biyoindikatör adayı olduğu ve antibiyotik için ise ümit vaad eden bir biyoindikatör olabileceği de bu çalışmada yapılan labaratuvar denemelerinde ortaya konmuştur. Aynı zamanda bu çalışma ile dünya literatüründeki hibrit balık bireylerinde Ligula intestinalis'in varlığı ve prevelansı ilk kez ortaya konmuştur.
Öğe
Diyabetik, tiroid disfonksiyonu olan gebelerde fetal lensin biyometrik ölçümlerinin ultrasonografi ile değerlendirilmesi ve sistemik inflamatuar parametrelerle arasındaki ilişkisi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Ayyıldız, Gonca; Aslan, Mehmet Gökhan; Okutucu, Murat
Bu araştırma, Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 Temmuz 2021 ile 1 Ekim 2021 tarihleri arasında Göz Hastalıkları ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine başvuran 18 – 40 yaş arası gebeler üzerinde yapılmıştır. Çalışma grubunu diyabetik ve tiroid disfonksiyonu olan gebeler, kontrol grubunu ise sağlıklı gönüllü gebeler oluşturmuştur. Her üç grup için 50 kişi olmak üzere toplamda 150 gönüllü çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar çalışmaya katılmadan önce çalışmanın içeriği ile ilgili bilgilendirilerek ve yazılı onamları alınmıştır. Orbita ve lens çevresi ölçümleri gebelik yaşları ile ilişkilidir. Orbital ve lens ölçümleri ayrıca fetal oküler anormallikleri tespit etmeye yardımcı olabilir. Ek olarak hemogram ve biyokimyasal ölçümlerin eklenmesi ile literature değerli katkılarda bulunacaktır. Her 3 tedavi grubunda (normal gebeler n=50, hipotirodik gebeler n=50, diyabetik gebeler n=50), ilk ölçümlere göre ikinci ölçümlerde binokuler çap, interokuler çap, aksiyel orbital uzunluk, horizontal lens, vertikal lens, lens aksiyel uzunluk değerlerinde artış saptanmıştır. Inflamatuar belirteçler incelendiğinde normal gebelerde ilk ölçüme göre son ölçümde nötrofil/lenfosit oranında artış görülürken diyabetik ve hipotiroidik gebelerde azalma, normal ve diyabetik gebelerde ilk ölçüme göre son ölçümde eozinofil /lenfosit oranında düşüş görülürken hipotiroidik gebelerde artış görülmüştür.