Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@RTEÜ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Kızıldamlar geç jura adakitleri (Söğüt-Bilecik, KB Türkiye): Tektonik önemleri
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2022) Ramazanoğlu, Ali Mesut; Karslı, Orhan
Paleotetis Okyanusu'nun Mesozoyik jeodinamik evrimi oldukça kritiktir, fakat Sakarya Zonu'nun jeolojik tarihçesi bakımından çok iyi bilinmemektedir. Bu tez çalışmasında, Batı Sakarya Zonu'nda (KB Türkiye), Kızıldamlar plütonu'ndaki granitik kayaçların zirkon U-Pb jeokronolojisi, toplam kayaç ana-iz element ve Sr-Nd ile zirkon Hf izotop verileri sunulmuştur. LA-ICP-MS yöntemiyle elde edilen zirkon U-Pb yaşları, granitik kayaçları oluşturan magmaların, Geç Jura zaman diliminde (160-157 My) Sakarya Zonu'nun temel kayaçlarına sokulduğunu ortaya koymuştur. Kızıldamlar granitleri toleyitik karakterlidirler ve hafif metalumin karakterden peralumin karaktere doğru geçiş gösterirler. Örnekler, yüksek Na2O (6.26–7.58 ağ.%), Sr (172–388 ppm) ve düşük K2O (0.77–1.13 wt%) ve Y (2.5–3.7 ppm), özellikleri ile yüksek Sr/Y (70–250) oranları sunarlar. Bu özellikleriyle kayaçlar adakitik özellik taşırlar. Örnekler, hafif nadir toprak ve büyük iyon yarıçaplı elementlerce zenginleşme, ağır nadir toprak ve yüksek alan enerjili elementlerce tüketilme sunarlar. Kayaçlar, tüketilmiş 87Sr/86Sr(t) (0.70334-0.70372) ve Nd(t) (-0.66 to +4.28) değerlerine sahiptirler. Kayaçlarda derlenen zirkonlar ise pozitif εHf (t) (4.9-12.8) değerleri gösterirler. Tüketilmiş manto Hf yaşları (TDM1=0.24 to 0.68 Ga) gençtir. Tüm jeokimyasal özellikler ve Sr-Nd-Hf izotop sistematikleri, adakitik kayaçların, okyanus kabuğunun eklojitik kısmının düşük dereceli (<10%) kısmi ergimesiyle oluşan ergiyiğin diferansiasyonu ve kabuksal kontaminasyonundan türemişlerdir. Sürekli yitim teorisi, incelenen kayaçların oluşumu ile uyuşmaz. Geç Jura süreci (160-157 My) boyunca Paleotetis Okyanusu'nun nihai kapanmasıyla birlikte oluşan okyanusal litosfer kopması, incelenen adakitik plütonun oluşuna imkân sağlamıştır. Önceki araştırmalar da dikkate alınarak, Batı Sakarya Zonu'nda kıtasal yay gerisi havza, kıtanın güney kesiminde Neotetis Okyanusu'nun açılmasına zemin hazırlamıştır.
Klorür miktarının ve gerilmenin donatı çeliğinin korozyonuna etkisi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Çelik, İslam; Ustabaş, İlker
Betonarme yapı elemanları ulaşımdan sağlığa, altyapıdan barajlara kadar çok çeşitli sektörlerde kullanılmaktadır. Bu yapı elemanları servis ömürleri boyunca oldukça şiddetli çevre koşullarına maruz kalabilmektedir. Bundan dolayı betonarme yapılarda servis ömürleri boyunca çeşitli hasarlar ortaya çıkabilmektedir. Bu hasarların sebeplerinden en önemlilerinden biri çelik donatıların korozyonudur. Betonarme elemanlarda kullanılan çelik donatılar servis ömürleri boyunca çeşitli yükler altında ve farklı çevresel koşullar altında bulunur. Bu çevresel koşullar ve yüklerden dolayı meydana gelen gerilmeler altında çelik donatıya betonarme eleman içinde yeterli koruma sağlanmamışsa donatının korozyona uğraması kaçınılmazdır. Bu korozyon kendiliğinden oluşabileceği gibi ortamda bulunan klorürler, sülfatlar vb. birçok zararlı maddeler yüzünden de gerçekleşebilir. Ortaya çıkan bu durumda yapı güvenliği olumsuz etkilenir, ekonomik ve çevresel sorunlar ortaya çıkar. Bu çalışmada saf su, musluk suyu, deniz suyu, 0,5 ve 1 mol/litre klorür konsantrasyonlarında ve çelik çekme cihazıyla elastik, akma, çekme ve kopma dayanımlarında gerilme uygulanan B420C sınıfı çelik donatıların elektrokimyasal yöntemle korozyona uğrama hızları ölçülmüştür. Kimyasal ölçümler için klasik üç elektrot yöntemi kullanılmış, sonuçlar tafel polarizasyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Çelik donatıların yüzeyinde meydana gelen değişimleri gözlemlemek için SEM/EDS analizi ve mikro yapısal inceleme yapılmıştır. Çalışma sonucunda klorür miktarı artan ortamlarda korozyon hızının arttığı görüldü. Donatı çeliğine gerilme uygulanması çekme bölgesine kadar korozyon hızını arttırdığı, kopma bölgesindeki donatı çeliğinde ise yaklaşık olarak elastik bölgede gerilme görmüş donatı seviyesinde korozyon hızının olduğu tespit edildi.
Atomla ilgili kavram karikatürleri ile desteklenmiş çevrim içi fen bilimleri derslerinin tasarlanması ve değerlendirilmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2022) Çolak, Ersin; Atasoy, Şengül
Ülkemizde yaşanan yeni Koronavirüs salgını nedeniyle öğretim uygulamaları çevrim içi ortamda gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte öğretmenlerin çevrim içi derslerde en çok sorun yaşadıkları durumların ders öncesi hazırlık ve ders işleme süreci olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla çevrim içi ortamda yürütülen derslerin hem öğrenciler arasındaki etkileşimi hem de kavram öğrenmeyi artıracak şekilde düzenlenmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmada, atom kavramı konusunda kavram karikatürleriyle desteklenmiş kavramsal değişim yaklaşımına uygun fen bilimleri dersleri tasarlamak ve çevrim içi ortamdaki uygulama sürecini incelemek amaçlanmıştır. Tasarım ve geliştirme araştırması (TGA) yöntemine göre yürütülen bu araştırmada ADDIE modeli temel alınmıştır. Araştırma, Rize'nin Merkez ilçesinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören sayıları 18 ile 35 arasında değişen 7.sınıf öğrencileri ile yapılmıştır. Çevrim içi ortama aktif katılan 7 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular öğrencilerin atom kavramı ile ilgili kavram yanılgılarına sahip olduklarını göstermiştir. Aynı zamanda çevrim içi yürütülen fen bilimleri derslerinde öğrencilerin kavramlarla ilgili fikirlerini belirlemede kavram karikatürlerinin kolaylaştırıcı bir etkisi olduğu, öğrenci-öğrenci ve öğretmen-öğrenci etkileşimine de katkı sağladığı anlaşılmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşmelerden yararlanılmıştır. Elde edilen nitel veriler içerik ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Bu görüşmelerde öğrencilerin çevrim içi derslerle ilgili olumlu görüşleri ve zorlandıkları durumlar ortaya çıkmıştır. Bu aşamada elde edilen bulgular değerlendirilerek materyale son hali verilmiştir. Araştırma sonucunda, tasarlanan kavram karikatürleri ile desteklenmiş kavramsal değişim yaklaşımına uygun çevrim içi fen bilimleri derslerinin kavram öğrenmeyi ve sınıf içi etkileşimi artırdığı söylenebilir.
Rize sahil şeridinde deniz seviyesi değişiminin yağışla ilişkisi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Türüt, Serkan; Süme, Veli
Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu deniz seviyesine yakın kıyı alanlarında yaşamlarını sürdürmektedir. Yine tarım alanları, turizm sektörü tesisleri ve limanlar gibi ekonomik getirisi fazla olan yapılar da sahil bölgelerinde yer almaktadır. Bu durum üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz için de geçerlidir. Bu sebeple, küresel iklim değişimlerine bağlı olarak, yağışlar neticesinde deniz seviyesinde meydana gelen alçalma ve yükselmelerin belirlenmesi önem arz etmektedir. Deniz Seviyesinde meydana gelen değişimlerin belirlenmesi için kullanılan temel veri alma yöntemi, deniz kıyılarında kurulan mareograf istasyonlarıdır. Bu çalışmanın temel amacı; Rize sahil şeridinde yağışa bağlı olarak deniz seviyesindeki değişimlerin mareograf istasyonları aracılığıyla tespit edilerek yapılacak mühendislik çalışmalarına katkı sağlamaktır. Bu amaçla, 2011 yılında Rize Riport Limanına kurulan elektronik şamandıralı mareograf istasyonuna ek olarak 2020 yılında İyidere ve Çayeli Limanlarına mekanik şamandıralı mareograf istasyonları ilave edilmiştir. Alınan sayısal veriler yağış verileriyle birlikte değerlendirilerek deniz seviyesi değişiminin yağışla ilişkisi araştırılmıştır. Sonuç olarak, bölgeye Temmuz ve Ağustos aylarında artan yağış miktarıyla deniz seviyesinde de artı yönde gözle görülür yükselme olduğu, Kasım ayında ise en düşük seviyeye indiği görülmüştür. Yılın diğer aylarında deniz seviyesindeki değişimlerin yağışlı günlerle doğru orantılı olarak grafiksel bir değişim gösterdiği görülmüştür. Bununla birlikte, zaman zaman yağışların anlık etki göstermediği, hatta bazı zamanlar deniz seviyesindeki değişimlere etkisinin birkaç gün sürdüğü anlaşılmıştır.
Obez ratlarda krill yağının karaciğer ve adipoz dokudaki sortilin düzeyi üzerindeki etkisinin araştırılması
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Şahin, Ayşe Beyza; Atak, Mehtap
Dünya genelinde yaygın bir sağlık sorunu olan obezite ve obeziteye bağlı hastalıkların tedavisinde çeşitli besin kaynaklarının etkileri araştırılmaktadır. Zengin omega 3, astaksantin içeriğine sahip krill yağının metabolizma üzerinde çeşitli yararlarının bulunması besine olan ilgiyi arttırmıştır. Bu çalışmada krill yağının obez ratlarda karaciğer ve adipoz dokudaki sortilin miktarı üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Sprague-Dawley ırkı 32 erkek rat kullanıldı. Ratlar; kontrol yemiyle beslenen kontrol grubu, yüksek yağlı diyetle beslenen vaka grubu, yüksek yağlı diyet ve krill yağı (600 mg/kg/gün) ile beslenen grup, yüksek yağlı diyet ve orlistat (30 mg/kg/gün) ile beslenen pozitif kontrol grubu olmak üzere dört gruba ayrıldı. Ratlar 13 hafta boyunca beslendikten sonra deney sonlandırıldı. Çalışmada serum lipit düzeylerinin ölçümü ticari kitler kullanılarak spektorofotometrik yöntem ile yapıldı. Karaciğer ve retroperitoneal yağ dokuda sortilin ve IL-6 tayini ELİSA kitleri kullanılarak yapıldı. Çalışmanın sonuçları değerlendirildiğinde obez ratlarda yüksek yağlı diyet (YYD) ile beslenmeye ek olarak krill yağı (KY) takviyesinin; serum TK, HDL-K, LDL-K seviyelerini düşürerek sadece YYD ile beslenmenin neden olduğu kötü lipit profilinde iyileşme sağlayabileceği görülmüştür. YYD+KY grubunda serum LDL-K seviyesi düşerken KC sortilin düzeyi artmıştır. KY takviyesinin RP yağ dokusu IL-6 düzeyini azaltarak obezitenin neden olduğu inflamasyonu hafifletebileceği düşünülmektedir. Ayrıca çalışmamızda KC ve RP yağ dokusu IL-6 düzeyleri ile sortilin düzeyleri arasında pozitif korelasyon olduğu saptanmıştır.



















