Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@RTEÜ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastaların işitme testi sonuçlarına etki eden faktörler
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Kaya, Saide Kandil; Kanburoğlu, Mehmet Kenan
Doğumsal işitme kaybı en sık görülen doğumsal anomalilerden biridir. İşitme kaybı sıklığının yenidoğan yoğun bakım ünitesinden (YDYBÜ) taburcu olan bebeklerde sıklık oranının arttığı saptanmıştır. İşitme kaybı etkilenen bireylerin zeka gelişimini ,psikolojik iyilik hallerini, dil gelişimini, eğitim hayatlarını olumsuz yönde etkiler. Erken tanı ve rehabilitasyon ile bu sorunları önemli oranda azaltabilir. Çalışmamızda hastanemiz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi alan hastaların işitme tarama testlerine katılım durumunu ve işitme tarama testlerinden kalan hastaların risk faktörleri ile ilişkisini belirlemeyi amaçladık. MATERYAL-METOD Ekim 2016-haziran 2020 tarihleri arasında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi YDYBÜ' de tedavi almış olan bebekler çalışmaya alındı. Çalışmaya alınan bebeklerin işitme tarama sonuçlarına www.isitmetarama.saglik.gov.tr adresinden ulaşıldı. Bu zaman diliminde serviste yatışı yapılmış ancak tedavileri tamamlanamayıp sevk edilen ve ex olan bebekler çalışma dışı bırakıldı. BULGULAR Yoğun bakımda yatan 2246 bebek alındı. Sevk olan ve ex olan bebekler çalışma dışı bırakıldı. Tarama sonuçlarında (%86,3) 1939 hastaya ABR, (%2.2 ) 47 hastaya OAE uygulandığı görüldü. ABR uygulanarak ilk testten kalan (%5.3) 120 hastanın kontrole gelmediği görüldü.307 (% 13.7) hasta hiç işitme testine gelmemişti. 22 (%1) hasta iki aşamalı ABR testinden III kalarak sevk edildi.110 (% 4.8 ) hasta risk nedeniyle sevk edildi.Sevk edilen hastalardan 3 tanesi hafif derecede işitme tanısı alarak takibe alındı. 3 hasta işitme kaybı tanısı konarak işitme cihazı takıldı. SONUÇ Çalışmamızda YDYBÜ'de yatan hastalarda akrabalık varlığı, hipotermi uygulama sıklığı ,sezaryan ile doğum ,peri ventriküler intrakraniyal kanama varlığı ,annenin prenatal diyabet varlığı, 1500' gr dan düşük doğum ağırlığı testi geçen bebeklere göre istatistiksel açıdan anlamlı yüksek olduğu belirlendi (p<0,05).Tüm test sonuçlarına göre bebeklerden testten kalanlarda APGAR 1.dakika (p=0,039) değerleri daha düşük bulundu.Çalışmanın yapıldığı dönemde işitme tarama testine katılım oranı düşük bulundu. İşitme tarama katılım oranı düşük olup katılımın artırılması için önlemler alınmalı, aileler bilgilendirilmelidir. Tüm yenidoğanlara mutlaka uygun bir test protokolü ile hastaneden taburcu olmadan önce işitme taraması uygulamalıdır. Tarama programının etkinliği ve işitme kaybının erken tanısının önemi konusunda aileler, sağlık personeli ve hatta tüm toplum bilinçlendirilmelidir. YDYBÜ'de tedavi alan bebekler başta olmak üzere tüm yenidoğan bebeklerin işitme tarama testlerine özen gösterilmelidir.
Industrial tea-waste-derived carbon as a support material for Pt/C electrocatalysts in PEM fuel cells
(Elsevier, 2026) Akgül, Gökçen; Krause, Beate; Sharma, Raghunandan; Andersen, Shuang Ma
In this work, we report a class of high surface area biomass derived carbon material- (BCMs) obtained from industrial black tea process waste biomass (TW) as a support for synthesis of the nanoparticulate Pt supported on carbon (Pt/C) – a state-of-the-art electrocatalyst used in technologies such as polymer electrolyte membrane (PEM) fuel cells and PEM water electrolyzers. Different BCMs were derived from TW by pyrolysis followed by activation processes. The Pt/C electrocatalysts were synthesized through a microwave assisted polyol process using the derived BCMs as the support and (NH4)2PtCl6 as the Pt precursor. The promising electrochemical surface area (ECSA) of the BCM supported Pt/C samples (with the highest value of the ECSA obtained to be ∼59 m2g−1 in 20 wt% Pt loading) was found to be inferior compared to the equivalent Pt/C supported on the commercial carbons of equivalent surface area. The physicochemical characteristics of the BCM and the synthesized electrocatalysts were determined in detail. The lower performance of the biocarbon based catalyst was clarified to be insufficient electrical conductivity and high surface oxygen group. The study provides an interesting prospective for the use of TW as a sustainable source of carbon for electrocatalysts in the PEM-based industries and perspectives
Üniversite öğrencilerinin kişilik özelikleri ile yaşam doyumları arasındaki ilişkide boş zaman tutumunun aracılık rolünün belirlenmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Yiğit, Emine Köse; Işık, Utku
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencileri arasında kişilik ile yaşam doyumu arasındaki muhtemel ilişkide boş zaman karşı geliştirilmiş olan tutumun ne kadar etkin olabileceğini ortaya koymaktır. Ayrıca kişilik, yaşam doyumu ve boş zaman tutumunun hangi demografik özelliklerden etkilenebileceğini anlamaya çalışmaktır. Çalışmanın örneklem grubu basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Trabzon Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Eğitim Fakültesi ve İletişim Fakültesi'nde lisans eğitimi gören 309'u Kadın ve 155'i Erkek olmak üzere toplam 464 öğrenci (X̄yaş=22,00±3,88) bu çalışmaya gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Araştırmada Benet-Martinez ve John (1998) tarafından geliştirilen ve Sümer ve Sümer (2005) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Beş Faktörlü Kişilik Ölçeği", Diener vd., (1985) tarafından geliştirilip Baysal ve Dağlı (2016)'nın Türkçeye uyarladığı "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve Ragheb ve Beard (1982) tarafından geliştirip, Akgül ve Gürbüz (2010) uyarlama çalışması yapılan "Boş Zaman Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. İstatistik testlerin yapılmasında Windows SPSS 26.0 istatistik programı kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre katılımcıların cinsiyet değikeni açısından hem kişilik hem yaşam doyumu hem de boş zaman tutumu açısından herhangi anlamlı farklılılara rastlanmamıştır. Sınıf değişkeni açısından hem kişilik hem de yaşam doyumlarından herhangi anlamlı farklıklara rastlanmazken, boş zaman tutumunda anlamlı farklıklara rastlanmıştır. Spor eğitimi alıp almamaya göre katılımcıların kişilik özellikleri ve yaşam doyumlarında anlamlı farklılıklara rastlanırken; katılımcıların düzenli aktiviteye katılıp katılmama ve boş zamanlarını değerlendirmede güçlük çekip çekmeme durumları açısından hem kişilik hem yaşam doyumu hem de boş zaman tutumunda anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Kişilik özellikleri ile hem yaşam doyumu hem de boş zaman tutumunda anlamlı ilişkilere rastlanırken, boş zaman tutumu ile yaşam doyumu arasında anlamlı ilişkilere rastlanmamıştır. Ayrıca kişiliğin yaşam doyumu üzerindeki etkisinde boş zaman tutumunun herhangi bir aracılık rolü tespit edilememiştir. Bu çalışmanın sonuçları kişilik özellikleri, yaşam doyumu ve boş zaman tutumu değişkenlerinin birbirleri ile olan ilişkilerine farklı bir bakış açısı getirmesi yönünden önem arz etmektedir.
Uzak doğu sporları ile ilgilenen sporcularda benlik saygısı ve zihinsel dayanıklılık
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Gayretli, Ayşegül Gökçe; Aydoğan, Hayri
Bu çalışmanın amacı, Uzak doğu Sporları ile ilgilenen sporcuların çeşitli değişkenler açısından zihinsel dayanıklılık ve benlik saygılarının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, Rize ve Trabzon illerindeki özel ve resmi nitelikteki spor salonlarında aktif olarak karate, judo ve taekwondo sporu ile ilgilenen sporcular oluştururken örneklemini ise seçkisiz yolla belirlenen 2018 ve 2019 yıllarında bu spor salonlarında spor yapan toplam 224 gönüllü karate, judo ve taekwondo sporcusu oluşturmaktadır. Sporculara, uzman görüşü de alınarak araştırmanın amacına yönelik araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", "Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılım gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla Kolmogorov-Smirnov testi ve verilerin normallik göstergesi olarak çarpıklık ve basıklık katsayıları da dikkate alınmıştır. Uzak doğu sporları ile ilgilenen sporcularının benlik saygısı ve zihinsel dayanıklılık puanları ile demografik özelliklerinin karşılaştırılmasında kategori sayısı dikkate alınmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T-Testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu varyans analizi (MANOVA) ve Pearson korelasyon analizi testleri uygulanmıştır. Bilgilerin analizinde Windows SPSS 26.0 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre Uzak doğu sporları ile ilgilenen sporcuların benlik saygıları ile demografik özellikleri arasında herhangi bir anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ancak Zihinsel Dayanıklılıkta; "cinsiyet" ile "kontrol" alt boyutu arasında; "yarışma kategorisi" ile "güven" alt boyutu arasında; "eğitim durumu" ile "devamlılık" altı boyutu arasında; "gelir durumu" ve "devamlılık" alt boyutu arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Fakat zihinsel dayanıklılık ile "spora yönelme" ve "spor dalı" değişkeleri arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Sporcuların spor yapma yılları ile zihinsel dayanıklılık alt boyutlarından güven alt boyutu arasında pozitif yönde ve düşük oranda anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca sporcuların benlik saygıları ile zihinsel dayanıklılık ölçeğinin tüm alt boyutlarıyla pozitif yönde ve anlamlı ilişkilere rastlanmış, farklı bir ifade ile sporcuların benlik saygıları arttıkça zihinsel dayanıklılık düzeylerinde de anlamlı artışlar meydana geldiği görülmüştür.
Acil servise dispne ile başvuran hastalarda kalp yetmezliği tanısında MR-proANP (mid-regional pro-atrial natriuretic peptide) ilekardiyopulmoner USG'nin tanısal değerliliklerinin karşılaştırılması
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Çokluk, Mecit; Bilir, Özlem
Giriş ve Amaç: Kardiyojenik bir acil durum olan akut kalp yetmezliği hastalarının acil servis başvurularındaki en temel şikayeti nefes darlığıdır. Bu çalışmada acil servise nefes darlığı ile başvuran hastalarda MR-proANP ve kardiyopulmoner ultrasonografinin kalp yetmezliğinde tanısal değerliliklerinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Acil servise nefes darlığı ile başvuran erişkin hastaların demografik özellikleri, fizik muayene ve başvuru anındaki vital bulguları, MR-proANP düzeyi, kan gazı parametreleri ve yatak başı ultrasonografi bulguları kesin tanıya göre istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Nefes darlığı ile başvuran hastaların %45,8'inde dekompanse kalp yetmezliği mevcuttu. Bunun dışında en sık saptanan nedenler KOAH alevlenmesi, pnömoniler (bakteriyel ve Covid -19) ve pulmoner emboli idi. En sık saptanan fizik muayene bulguları ral, juguler venöz dolgunluk ve pretibial ödemdi. Yatak başı EKO'da hastaların %36,1'inde EF %45'in altında iken EF %45'in altında ve üstünde olan hastalar arasında MR-proANP düzeyleri arasında farklılık tespit edilmedi. Dekompanse kalp yetmezliği olan ve olmayan gruplar arasında MR-proANP değerleri benzerdi. Dekompanse kalp yetmezliği olan hasta grubunda, EF<%45 ve diyastolik yetmezlik saptanan hastaların sıklığı diğer hasta grubundan belirgin şekilde fazlaydı. Akciğer ultrasonu ve ekokardiyografi parametrelerinin farklı kombinasyonlarının birlikte kullanımları (B, PLAPS profilleri, SVEF, diyastolik yetmezlik) her durumda dekompanse kalp yetmezliğini tanımada istatistiksel olarak daha anlamlıydı. MR-proANP dekompanse kalp yetmezliği açısından tek başına tanı koyduracak ya da ekarte ettirecek kadar yetkin olmadığı görüldü. Diyastolik yetmezlik ve B profili parametrelerinin kalp yetmezliğine tek başına tanı koydurma ya da ekarte ettirme gücü yoktu. Tartışma ve Sonuç: Kardiyopulmoner ultrasonografi, acil servise nefes darlığı ile başvuran hastalarda kalp yetmezliğini tanımada tanısal yeterliliğe sahipken MR-proANP düzeyleri tanısal yeterliliğe sahip olmadığı gibi kardiyopulmoner ultrasonografi bulgularına göre değerlendirildiğinde de MR-proANP seviyelerinde anlamlı bir fark saptanmadı.



















