Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@RTEÜ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
Tibia pilon kırığı nedeniyle opere edilenhastaların ayak bileği fonksiyonlarının klinik veradyolojik değerlendirilmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020) İmamoğlu, İsmail Vehbi; Güvercin, Yılmaz
Amaç : Tibia pilon kırığı cerrahisi geçiren hastaların sonuçlarının değerlendirildiği bu çalışmada 2014-2019 yılları arasında cerrahi olarak tedavi edilen pilon kırıklarının klinik ve radyolojik olarak sonuçlarını analiz etmek amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji kliniğinde, 2014 yılı eylül ayı ve 2019 yılı şubat ayı arasında, ayak bileği pilon kırığı nedeniyle tedavisi cerrahi olarak gerçekleştirilen hastalar çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya 28 hasta dahil edilmiştir. 18 yaş üstü ve cerrahi sonrası en az altı ay ve üzeri süre geçen hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Kırık sınıflamasında AO/ASIF sınıflaması kullanıldı. Klinik ve fonksiyonel değerlendirmede; American Orthopaedic Foot and Ankle Society, ayak bileği fonksiyonel skorlama sistemi, FADİ ve VAS kullanıldı. Bulgular : Hastaların yaş ortalaması 48,1, ortancası 47, minimum yaşı 21 ve maksimum yaşı 85 olarak elde edilmiştir. Ayrıca kilo ortalaması 75, ortancası 74, minimumu 51 ve maksimumu 98 olarak elde edilmiştir. Hastanede yatış süre ortalaması 21,5, ortancası 18, en uzun yatış süresi 63 ve en kısa yatış süresi 2 gün olarak elde edilmiştir. Hastaların %67,9'u erkekti. Hastaların %67,9'unun kırık ayak bileği kapalı kırık tipinde ve hastaların %85,7'sinin tedavisinde AR+İF yöntemi kullanılmıştır. Travma şekli olarak %39,3'ü yüksekten düşme, hastaların %50'si sigara kullanmakta, %57,1'inin kırık ayak bileği sol ayak bileği.Hastaların %42,9'u 44B2 sınıfında yer almaktadır. Hastaların %46,6'sının Kellgren Lawrance skalası 0'dır. AOFAS skalasının ortalaması 81,6, FADI skorunun ortalaması 14,1 ve VAS skorunun ortalaması 1,8 olarak elde edilmiştir. Sonuç : Tibia pilon kırıkları tedavisi zor ve uzun zaman alan komplike kırıklardır. Yüksek enerjili yaralanmalardan sonra oluşurlar. Komplikasyon oranları yüksektir. Tedavisinde uygulanan sıkı cerrahi tekniklerle başarı oranı yüksek olmaktadır. Tibia pilon kırıklarında cerrahi zamanlama ve fibula redüksiyonu en önemli iki adım olarak görülmektedir. Tedavi sonrası en ciddi problem ağrı ve fonksiyonel kayıptır. Fonksiyonel olarak tibia pilon kırıkları tedavi edilmediği takdirde ciddi problemler oluşabilmektedir.
Öğe
Acil servise non-travmatik karın ağrısıyla başvuran doğurganlık çağındaki kadın hastaların değerlendirilmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020) Güler, Enes; Bilir, Özlem
ÖZET Amaç: Akut karın ağrısı, tüm yaş ve cinsiyet gruplarında acil servis başvurularının %5-10'unu oluşturmaktadır. Etiyolojik olarak oldukça çeşitli olan bu durum, artan hasta sayısı ile birlikte acil servislerde ölümcül karın ağrılarının erken tanısında önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, doğurganlık çağındaki kadın hastaların travma dışı karın ağrısı ile başvurularındaki tanıların değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Mart-Eylül 2020 tarihleri arasında üçüncü basamak bir hastanenin acil servisine travma dışı karın ağrısı nedeniyle başvuran, 18-50 yaş arası doğurganlık çağındaki kadın hastaların demografik ve klinik bilgileri dahil edilerek prospektif, kesitsel bir çalışma planlandı. Bulgular: Çalışmaya travma dışı karın ağrısı olan 167 kadın hasta dahil edildi. En sık başvuru şikâyeti bulantı-kusma olup (%41,3), şikâyet süresi ortalama 24 saatti. Fizik muayenede en sık karşılaşılan bulgu %74,9 oranında karın hassasiyeti idi. Tanı sürecinde hastaların %95,2'sine kan, idrar ve gaita testleri yapılmış; %61,7'sine ADBG, USG, MR veya BT gibi görüntüleme tetkikleri istenmiş olup en sık tanı %24 oranıyla üriner sistem enfeksiyonu olarak belirlenmiştir. Sonuç: Karın ağrısına neden olan patolojik durumun saptanmasının yanı sıra eşlik eden komorbid durumlar ve geçirilmiş operasyon öyküsü de sorgulanmalıdır. Doğru tanıya ulaşmada önemli bir yeri olan görüntüleme yöntemleri, aynı zamanda acil servis yoğunluğu, hastaneye yatış ve cerrahi tedavi açısından da bir kaçış noktası olarak görülmektedir.
Öğe
Prof. Dr. Apollon Silagadze ve Arap diline dair çalışmaları
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Kochalidzade, Gocha; Irmak, Mustafa
Gürcü dilbilimci Apolon Silagadze Samî dilleri, Doğu bilimleri alanında çalışan ve modern Arapça eğitimi için yeni müfredatlar belirleyen önemli bir şahsiyettir. 1970'li yıllardan itibaren Gürcüstan'da Arapça eğitimine verilen önemin artmasıyla birlikte Apolon Silagadze, bu alana en çok katkı sağlayan isimlerin başında yer almıştır. Gürcistan Bilimler Akademisi üyesi de olan Silagadze, şarkiyatçılık alanında birçok eser vermiş ve pek çok öğrenci yetiştirmiştir. Bu çalışma, adı geçen müellifi Gürcistan ve Türkiye'de ilk defa ele alan akademik çalışma olma özelliğine sahiptir.
Öğe
İslamofobik tutum ve reflekslerin Türk toplumunun uyum süreçlerine etkisi: Norveç örneği
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Gelici, Musa; Akdoğan, Ali
Kavram olarak İslamofobi hem İslam'dan korkma ve ürkme hem de Müslümanlardan çekinme ve onlardan hoşlanmama şeklinde tezahür eden irrasyonel bir korkudur ve bu durum fobiden kaynaklanan çeşitli söylem, tutum ve tavırlar bütününden oluşan bir olguya dönüşmüştür. Yakın tarihi süreç içerisinde ise bambaşka bir boyutta ırkçılık, yabancı düşmanlığı, önyargı, ayrımcılık, dışlanma, terör gibi kavramlarla tanımlanarak özellikle Avrupa'da yaşayan çok sayıdaki Müslüman toplulukların gündelik yaşantılarını olumsuz etkilemiştir. Bir Kuzey Avrupa ülkesi olan Norveç de bu tartışmalardan ileri derecede etkilenmiştir. Özellikle 22 Temmuz 2011 yılında meydana gelen Breivik terör saldırısı ile "Norveç" dünya gündeminde "İslam karşıtlığı"nın gündemi meşgul etmesi bakımından en üst sırada yerini almış ve bu tarih sonrası İslamofobi ile ilintili olan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, gizli İslamlaşma, çokkültürlülük, aşırı sağ gibi konular daha sık konuşulmuş ve tartışılmıştır. 2019 Ağustos ayında Norveç Oslo'da bir camiye silahlı saldırı düzenlenmiş, yine 2019 yılı içerisinde iki kez Kur'an-ı Kerim-i yakma eylemi gerçekleşmiştir. Bu bakımdan özellikle son zamanlarda Norveçte giderek yaygınlaşan İslam karşıtı yaklaşım, eylem, grup ve anlayışlar teorik çerçevede ve alan çalışmasıyla elde ettiğimiz verilerin anlamlandırılması neticesinde ele alınmış, ve nihayet İslamofobinin Norveç'te yaşayan Müslüman-Türklerin entegrasyon süreçlerine nasıl etki ettiği hususu, okuyucuya sunulmuştur.
Öğe
Low-carbon, strategy-driven techno-economic analysis of various passive measures for energy efficiency in a humid subtropical climate: a case study in Pakistan
(Oxford University Press, 2025) Khalid, Waqas; Abdullah, Muhammad; Nasir, Muhammad Tauseef; Ali, Zaib; Zaki, Sheikh Ahmad; Cüce, Pınar Mert; Cüce, Erdem
Pakistan faces critical challenges from global warming and rising energy demand, particularly for space cooling needs. This study evaluates the technical and economic performance of low- to medium-cost passive cooling/heating methods in reducing energy consumption for an educational (university) building in a subtropical climate. EnergyPlus simulations were conducted to assess individual and combined measures. Results show that adjusting temperature setpoints by ±2°C yields the highest savings, reducing cooling energy by 27% and heating energy by 62%. Green walls (GWs) and roofs also demonstrate strong performance, cutting heating demand by up to 42% and 37%, respectively, while short-wave reflectivity (SWR) reduces cooling loads but slightly increases heating demand. Combining measures further enhance performance, with the best-performing combination (C10: setpoint adjustments) achieving ~14% annual savings and C6 (SWR + louvers) reducing cooling energy by ~27%. The building’s energy use intensity is 154.71 kWh/m2/year, which exceeds the benchmarks reported for similar climate countries. Among the measures, temperature setpoint adjustment, requiring no initial investment, proves to be the most cost-effective while GWs/roofs and double glazing, though medium cost, deliver substantial long-term savings. These findings emphasize the potential of practical, scalable passive measures to reduce energy consumption and support sustainable building design in subtropical regions.