Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@RTEÜ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
İbn Ammâr'ın hayatı ve İslâm tarihindeki yeri
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Alada, Erdem; Erkocaaslan, Recep
Ammâroğulları 462-502/1070-1109 yılları arasında Trablusşam ve civarında hüküm süren bir ailedir. İbn Ammâr, amcası Emînüddevle Ebû Tâlib tarafından 462/1070 yılında Trablusşam'da kurulan Ammâroğulları Emîrliği'nin son lideri olmuş ve geniş bir alanda hâkimiyet kurmuştur. Küçük bir orduya sahip olan İbn Ammâr, barışsever kişiliği ve üstün zekâsı sayesinde etrafındaki komşularıyla daima olumlu ilişkiler kurmuş ve bu şekilde bağımsızlığını muhafaza etmeye çalışmıştır. İbn Ammâr'ın Trablusşam yönetimini devraldığı dönemde Haçlı Seferleri başlamış ve onun egemenliği altında bulunan topraklar sürekli olarak Haçlılar tarafından işgale maruz kalmıştır. Bu nedenle İbn Ammâr yönetim süresi boyunca hâkim olduğu toprakların işgale uğramaması için Haçlılara karşı büyük mücadeleler vermiştir. İbn Ammâr, Haçlılara karşı mücadele verirken etrafındaki komşu devlet ve emîrliklerden sürekli yardım talebinde bulunmuş ancak Müslümanların kendi içlerindeki siyasî ihtilaflar ve bölünmeler nedeniyle Haçlılara karşı olan mücadelesinde yalnız bırakılmıştır. Çalışmamızda öncelikle İbn Ammâr'ın doğumu, nesebi ve şahsî özellikleri ele alınacak akabinde de Haçlılara karşı mücadelesi incelenecektir. Ayrıca İbn Ammâr'ın halife, sultan ve diğer emîrler nezdindeki konumu ve onlarla olan münasebetleri de ortaya konulacaktır.
Obez ve non-obez polikistik over sendromlu kadınlarda serum irisin ve leptin düzeylerinin karşılaştırılması
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020) Malay, Yeliz; Şentürk, Şenol
Bu çalışmada Obez ve Nonobez PKOS tanılı kadınlarda serum irisin ve leptin düzeylerini karşılaştırarak bu markerların hem PKOS hem vücut kitle indeksi ile ilişkisini göstermek amaçlanmıştır. Materyal ve metod: Çalışmaya 80 hasta dahil edilmiştir. Çalışmada kontrol grubu (n=40) ve polikistik over sendromu tanısı konulan grup (n=40) olmak üzere iki grup oluşturulmuştur. Bu iki grup kendi içerisinde vücut kitle indeksine göre BMI<30 (Nonobez) ve BMI≥30 (Obez) olmak üzere iki gruba daha ayrılarak toplamda 4 subgrup elde edilmiştir. Hastaların demografik verileri ve klinik özelliklerinin kayıt altına alındığı prospektif bir çalışma olarak yürütülmüştür. Elde edilen veriler istatistik programı yardımıyla değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda PKOS ve kontrol grubu yaş ortalaması, menstrüasyon yaşı ve antropometrik ölçümler açısından benzer bulunmuştur. 4 grup arasında LH, insülin, HOMA-IR, irisin ve leptin seviyleri açısından anlamlı fark saptanmıştır. İrisin için PKOS grubu ile kontrol grubu arasında istatistiki fark saptanmazken, leptin PKOS grubunda kontrol grubuna kıyasla daha düşük bulunmuştur. Hem irisin hem leptin seviyesi normal BMI'ne sahip gruba kıyasla obez grupta daha düşük saptanmıştır. İrisin ve leptin arasında pozitif yönde güçlü bir korelasyon saptanmıştır. İrisin ile AKŞ, insülin ve BMI arasında negatif yönde bir korelasyon varken leptin ile insülin ve BMI arasında negatif yönde bir korelasyon bulunmuştur. Bizim çalışmamızda PKOS grubu fenotiplerine göre ayrıldığında görülme sıklıkları Fenotip A %52, Fenotip B %2, Fenotip C %16, Fenotip D %28 olarak bulunmuştur. Ayrıca fenotipler arasında irisin ve leptin seviyeleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamızda irisin ve leptin serum seviyeleri hem PKOS hem obez hastalarda normal popülasyona göre düşük saptanmıştır. İrisin PKOS tanısı koymada yeterli bulunmazken leptinin %56.3 sensitivite ve %62.5 spesifite ile PKOS tanısında yer alabileceği gösterilmiştir.
Şâtıbî'nin usûl anlayışında manevî istikrâ
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Nacar, Tayip; Haçkalı, Abdurrahman
Bu çalışmada, Şâtıbî'nin benimsemiş olduğu manevî istikrâ yönteminin, tarihî arka planı gözetilerek ve usûl anlayışıyla bağlantısı kurularak bütünlük içerisinde ortaya konulması amaçlanmıştır. Giriş ve sonuç kısımları dışında dört bölümden oluşan bu çalışma kapsamında; manevî istikrânın fikrî temelleri ve fıkıh tarihindeki bazı tezahürleri, Şâtıbî'yi bu yöntemi benimsemeye sevk eden temel sebepler, manevî istikrânın mahiyeti, ilgili olduğu temel kavramlar ve manevî istikrâ yöntemiyle ispat ve temellendirilmesi yapılan küllî asıl/ilke ve maksatlar incelenmiştir. el-Muvâfakât'ın esas alındığı bu çalışmada içerik analizi ve mukayese yöntemleri izlenmiştir. Çalışma neticesinde, manevî istikrânın köken itibariyle manevî tevatür, istikrâ ve karîne unsurlarına dayanan; asıl, küllî, umûm, âdet ve kat'î kavramlarıyla yakın ilişkisi bulunan; cüz'î delillerin anlamsal birlikteliği esası üzere işleyen ve şer'î alanda kat'î küllî neticeler üretebilen bir istidlâl yöntemi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Manevî istikrâ yöntemi ve bu yöntemin ait olduğu usûl anlayışının modern zamanda naslara ve nasların konusu olan insan hayatına dair parçacı ve öznel yaklaşımların ortaya çıkardığı problemlerin giderilmesinde bir çözüm kaynağı olabileceği düşünülmektedir.
Mandibulanın çoklu kırıklarında farklı tipte miniplak kullanımının kemik ve miniplak sistemleri üzerindeki biyomekanik etkilerinin sonlu elemanlar yöntemi ile değerlendirilmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020) Sulukan, Erdinç; Gümrükçü, Zeynep
Mandibulanın Çoklu Kırıklarında Farklı Tipte Miniplak Kullanımının Kemik ve Miniplak Sistemleri Üzerindeki Biyomekanik Etkilerinin Sonlu Elemanlar Yöntemi ile Değerlendirilmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı farklı geometrik şekillerde miniplak kullanımının çoklu mandibula kırıklarının tedavisindeki biyomekanik etkinliğinin sonlu elemanlar yöntemi ile değerlendirilmesidir. Materyal ve Metod: SolidWorks v2015 (Dassault Systèmes, Fransa) programı kullanılarak mandibula, miniplak ve vidalar modellendi ve modelde sağ parasimfiz ve angulus bölgesinde kırık hatları oluşturuldu. Modeller, anterior kırık hattında kullanılan plaklara göre 2 gruba (Grup A: 2 adet 4 delikli barlı I plak, Grup B: Tasarım Elips plak) ayrıldı. Her grup, posterior kırık hattında kullanılan plak tipine göre (I, X, G, 3B, E) 5 alt gruba ayrıldı ve toplam 10 adet çalışma modeli oluşturuldu. Ansys 16.2 (ANSYS, Inc., USA) yazılımı kullanılarak 3 farklı ısırma kuvveti (ön, sağ, sol) altında miniplak/vida sistemleri üzerinde oluşan maksimum von-Mises ve kemik üzerinde oluşan dokularda Pmax ve Pmin stres değerleri hesaplandı. Sayısal değerler renkli dağılım skalası ile görselleştirildi ve yorumlandı. Bulgular: Plaklarda açığa çıkan en yüksek von-Mises değeri Model A1'de angulus bölgesindeki I plakta (353,82 MPa), kortikal kemikte en yüksek Pmax ve Pmin değerleri sırasıyla Model A1'de (181,63 MPa) ve Model B2'de (115,01 MPa) bulundu. Plaklar üzerinde parasimfiz bölgesinde E plak, angulus bölgesinde G/E plak kullanılan Model B3 ve B5'te ideal sonuçlar ortaya çıktı. Sonuç: Grid ve Elips plakların başarılı sonuçlar ortaya koyduğu, stres dağılımı bakımından plak geometrisinin plak sayısından daha kritik önem teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
René guénon'un ezeli hikmet anlayışı
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Emir, İslam; İskenderoğlu, Muammer
Bu çalışmada Geleneksel Ekol içinde önemli bir yer edinen René Guénon'un ezeli hikmet konusundaki düşünceleri ve düşünce tarihinde ortaya çıkan benzer görüşler değerlendirilmiştir. Guénon'un ezeli hikmet ile ilgili görüşlerinden hareketle dinlerin hakikat çerçevesinde yeri tespit edilmiştir. Dinlerin dışında olan suretler değişse de özünde bulunan hakikatin değişmeyeceği görülmüştür. Onun bu düşüncelerinin oluşmasında İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücûd öğretisi oldukça etkili olmuştur. Hakikat üzerine olan düşünceleri dinsel çoğulculuk etrafında farklı yorumlara sebebiyet vermiştir. Guénon'un düşünceleri genel olarak incelendikten sonra ilahi ilkenin kendisini bütün dini geleneklerde açığa çıkardığı sonucuna varılmıştır.



















