Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@RTEÜ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
Sonlu elemanlar yöntemi ile balık kafeslerinin katı sıvı etkileşim analizi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Özdemir, Mehmet Emin; Yaylacı, Murat
Kültür balıkçılığı uzun sürelerden bu yana gerek ülkemizde gerekse dünyada yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Okyanuslarda ve denizlerde yıllardır süre gelen düzensiz avlanmalar sebebiyle balık popülasyonlarında azalmalar meydana gelmiştir. Mevcut balık popülasyonlarının kaybolmaması adına bu alanda söz sahibi otoriteler av sezonlarına ve av sahalarına ciddi kısıtlamalar getirmiştir. Bu durumda oluşan ürün boşluğunu doldurmak için balıkçılıkla ilgilenen firmalar kültür balıkçılığına yönelmektedirler. Devam eden süreçte kültür balıkçılığı büyüyen bir trende sahip olup halihazırda kullanılan çiftlikler genişletilmeye, sistemlerde kullanılacak olan kafeslerinde çapları ve derinlikleri daha fazla ürün elde etmek adına arttırılmaktadır. Ne yazık ki bu sistemlerin kullanılması için gerekli çevresel ortamlar her zaman sağlanamamaktadır. Bu nedenle kullanılacak olan kafes sistemlerinin çevresel faktörlerden etkilenerek zarar görme ihtimalleri artmaktadır. Sistemler zarar gördükleri takdirde işletmeci için maddi zarar meyadana gelecek ve yatırımları tehlikeye girecektir. Böylesi olumsuz durumlarla karşılaşmamak için kafes sistemin elemanlarına etki edecek çevresel faktörler olan dalgalar, akıntı, rüzgar vb. etkiler iyi analiz edilmeli ve bağlama sisteminin tasarımları bu analizlere göre yapılmalıdır. Bu çalışmada kültür balıkçılığında kullanılan kafes sistemleri ve bu kafes sistemlerini stabil halde tutmak için kullanılan Mooring (bağlama) sistemleri üzerine etkiyen yükler sonlu elemanlar metoduyla çalışan ANSYS Workbench programı üzerinden simüle edilerek bahsi geçen yüklerin sistem üzerinde oluşturabilecekleri deformasyonlar analiz edilmeye çalışılmıştır. Böylelikle tasarım aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar belirlenip şema ve grafikler halinde gösterilerek tasarımcıların ve yatırımcıların fikir sahibi olması amaçlanmıştır.
Öğe
Bankacılık sektöründeki bireysel kredilerin ve KOBİ kredilerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye örneği
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Taşçıoğlu, Yavuz Selim; Karadağ, Haydar
Makroekonomi politikalarının en önemli unsurlarından olan ve temeli üretim artışına dayanan ekonomik büyüme ile banka kredileri arasındaki ilişkinin incelenmesi geçmişten günümüze araştırma konusu olmuştur. Banka kredileri ekonominin hem arz hem de talep yönünü etkilemektedir. Bireysel krediler ile ekonomide talep etkilenirken, talebin arzı etkilemesi neticesinde dolaylı olarak başta inşaat sektörü olmak üzere birçok sektörün üretim ve satışı etkilenmektedir. Hızlı büyüme sürecinde olan ve ülkedeki şirketlerin büyük çoğunluğunu içine alan KOBİ'lere sağlanan finansman desteği ve proje bazlı destekler ise KOBİ'lerin üretim ve ihracatına olumlu katkı sağlamaktadır. Bu tezde, ekonomik büyüme ve bankacılık sektörünün gelişim süreci yıllar itibariyle incelenmiştir. Çalışmanın analiz bölümünde ise, 2007-2019 yılları arasındaki bireysel ve KOBİ bankacılığı kredileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki üçer aylık veriler ile analiz edilmiştir. Değişkenlerin durağanlık yapılarını belirlemek için birim kök testleri, aralarındaki uzun dönemli ilişkiyi tespit etmek için Johansen eşbütünleşme testleri ve kısa dönemli nedensellik ilişkisini tespit etmek için Granger Nedensellik analizi yapılmıştır. Değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi mevcut olup kısa dönemde ise büyümeden KOBİ kredilerine doğru nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.
Öğe
Karaciğer sirozu olan hastalarda nütrisyonel durumun değerlendirilmesinde ultrasonografi ile ölçülen temporal kas kalınlığının kullanılması
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Demirbaş, Zengin Aydın; Akdoğab, Remzi Adnan
Giriş ve Amaç: Malnütrisyon siroz hastalarında yaygın olarak görülmektedir. Hastaların morbidite ve mortalitesini arttıran ciddi bir sağlık sorunudur. Siroz hastalarında malnütrisyonun değerlendirilmesinde çeşitli laboratuvar verileri, skorlama sistemleri ve antropometrik ölçümler kullanılmaktadır. Fakat bu ölçümler zaman almakta, net sonuca varmak sorun olmakta ve malnütrisyon oranını tek başına ortaya koyamamaktadır. Yakın tarihli yapılan bazı çalışmalar temporal kas kitlesinde azalmanın malnütrisyon oranı ile ilişkili olabileceğini desteklemektedir. Biz çalışmamızda, siroz hastalarında malnütrisyonun erken tespit edilebilmesi için bir parametre olarak ultrasonografi ile ölçülen temporal kas kalınlığını(TKK) kullandık. Nütrisyonel durumu belirlemek için TKK'nın tek başına geçerliliğini ve güvenilirliğini doğrulamayı ve beslenme durumuyla anlamlı şekilde ilişkili olup olmadığını araştırmayı amaçladık. Materyal ve Metod: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Rize Eğitim Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Kliniği'nde yatan veya Gastroenteroloji Polikliniği'ne başvuran siroz tanısı bulunan, yaş ortalamaları 65 yıl olan 65 hasta ve yaş ortalamaları 59.5 olan 20 sağlıklı kontrol olmak üzere toplam 85 birey incelendi. Araştırmamız kesitsel bir çalışmadır. Hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet, siroz hastalığının primer etiyolojisi) ve laboratuvar parametreleri (serum albumin, total bilirubin, INR, ALT, AST, beyaz küre, hemoglobin, nötrofil, lenfosit, trombosit ) hastaların rutin poliklinik tetkikleri ve yattığı süre zarfındaki veriler hasta dosyaları incelenerek retrospektif olarak elde edildi. Antropometrik ölçümleri (kuru ağırlık, vücut kitle indeksi, triceps deri kıvrım kalınlığı, temporal kas kalınlığı) hesaplandı. Hastalara tek hekim tarafından Child Turcotte Pugh(CTP), The Royal Free Hospital- Nutritional Prioritizing Tool(RFH-NPT) Değerlendirme skorları uygulandı ve TKK ölçümü ultrasonografi ile tek hekim tarafından yapıldı. RFH-NPT skorlamasına göre malnütrisyon risk sınıflaması yapılarak hastaların antropometrik ölçümleri ve TKK değerleri ile karşılaştırıldı. Bulgular: Araştırma kapsamında 65'i siroz tanılı hasta (yaş ortancası: 65 yıl) ve 20'si sağlıklı kontrol (yaş ortancası: 59.5 yıl) olmak üzere toplam 85 birey incelendi. Hastaların sağ ve sol TKK ortancası sırasıyla 9.2 mm ve 9.3 mm idi. Hasta ve kontrol grupları arasında vücut ağırlığı, beden kütle indeksi (BKİ) ve obezite durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (sırasıyla; p<0.001; p=0.003; p<0.001; p=0.002). Hasta ve kontrol grupları arasında yaş, cinsiyet ve boy uzunluğu açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Hastaların TDKK, sağ ve sol TKK değeri kontrol grubundaki sağlıklı bireylerden anlamlı olarak düşüktü (sırasıyla; p<0.001; p=0.001; p=0.001). Araştırma kapsamında incelenen siroz tanılı hastaların %29.2'sinin etiyolojisi kriptojenik iken bunu %16.9 ile NASH, %15.4 ile Hepatit-B, %13.9 ile kardiyak nedenler ve %10.8 ile Hepatit-C izliyordu. En az saptanan etiyoloji, %1.5 ile Hepatit-B ve Hepatit-C koenfeksiyonuna bağlı siroz idi. Hastalar RFH-NPT skoruna göre düşük/orta risk malnütrisyonu olanlar (n=45) ve yüksek risk malnütrisyonu olanlar (n=20) şeklinde iki gruba ayrılarak değerlendirildi. Hastaların RFH-NPT skoru ortancası 1 (IQR:0-2) olup %49.2'sinin malnütrisyon riski düşük, %20.0'ının orta ve %30.8'inin yüksek idi. Hastaların %38.4'ünün CTP sınıfı A iken %30.8'sinin B ve geriye kalan %30.8'inin C idi. Siroz tanılı hastaların %43.1'inde asit saptanmaz iken %16.9'unda hafif derecede, %40.0'ında ise şiddetli derecede asit saptandı. Ensefalopati, hastaların %67.7'sinde yok iken %23.1'inde orta derecede, %9.2'sinde ise şiddetli derecede ensefalopati mevcuttu. Yüksek malnütrisyon riski bulunan siroz tanılı hastaların yaşı, düşük/orta riskli hastalardan anlamlı olarak yüksek, BKİ anlamlı olarak düşük saptandı (p=0.013, p=0.021). Korelasyon analizinde siroz tanılı hastaların sağ ve sol TKK değerleri ile yaş, NLR ve RFH-NPT değerleri arasında negatif yönde, orta düzeyde; BKİ ve serum albumin değerleri arasında ise pozitif yönde, orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Sağ ve sol TKK değerinin yüksek riskli malnütrisyonu öngörmedeki xiv tanısal karar verdirici özellikleri ROC eğrisi analizi ile değerlendirildi. Buna göre hem sağ (AUC: 0.696, %95 GA: 0.39-0.69) hem de sol TKK'nın (AUC: 0.691, %95 GA: 0.55-0.83) yüksek riskli manütrisyonu öngörmede tanısal karar verdirici özelliği olduğu belirlendi (p<0.05). Sağ TKK için belirlenen 9.05 mm'lik cut-off değerine göre; yüksek derecede malnütrisyonu öngörmede sensitivite %70, spesifisite %62.2, pozitif prediktif değer %17.6 ve negatif prediktif değer %54.8 olarak hesaplanırken sol TKK için belirlenen 9.05 mm'lik cut-off değerine göre, sensitivite %65, spesifisite %68.9, pozitif prediktif değer %18.4 ve negatif prediktif değer %51.9 olarak hesaplandı. Malnütrisyon risk düzeyi yüksek olanların NLR değerleri düşük/orta riskli hastalardan anlamlı olarak yüksek iken serum albumin değerleri anlamlı olarak düşüktü (p<0.05). NLR için median değer olan 2.58 cut off olarak alındığında NLR değeri 2.58 ve üzerinde olan siroz tanılı hastalar içinde yüksek derecede malnütrisyon riski bulunanların yüzdesi NLR değeri 2.58'in altında olanlardan anlamlı olarak yüksek saptandı (p<0.05). NLR değeri 2.58 ve üzerinde olan siroz tanılı hastaların sağ ve sol temporal kas kalınlığı 2.58'in altında olanlardan anlamlı olarak düşüktü (sırasıyla; p=0.016; p=0.012). Hastaların NLR düzeyleri arasında triceps deri kıvrım kalınlığı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Sonuç: Kronik siroz hastalarında ultrasonagrafi ile ölçülen TKK değeri yüksek riskli malnütrisyonu öngörmede tanısal karar verdiricidir. Noninvaziv, basit ve objektif bir değerlendirme yöntemi olan ultrasonagrafi ile ölçülen TKK'nın, siroz hastalarında malnütrisyon tanısı için kullanılmasını öneriyoruz.
Öğe
Dentin yüzeyine uygulanan farklı deproteinize edici enzimlerin makaslama bağlanma dayanımı ve mikrosızıntı üzerine etkilerinin incelenmesi: In vitro çalışma
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Bedir, Fatih; Telatar, Gül Yıldız
Amaç: Bu çalışmada; derin dentin yüzeyine uygulanan dört farklı deproteinize edici ajanın makaslama bağlanma dayanımı, mikrosızıntı ve dentin yüzey özellikleri üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Materyal ve Metod: 220 insan molar dişinden, makaslama bağlanma dayanım testi için düz derin dentin yüzeyi (n=100), mikrosızıntı için bukkal yüzeye açılan sınıf 5 kavite (n=100) ve yüzey özelliklerinin değerlendirilmesi için derin dentin dilimleri (n=20) elde edildi. Dentin yüzeylerine önce dört farklı deproteinize edici ajan (brix 3000, %5.25 NaOCl, %40 bromelain, %0.12 ClO2) daha sonra self etch (SE) ve etch&rinse (E&R) modunda kullanılan universal adezivler uygulandı. Makaslama ve mikrosızıntı örneklerine 5-55oC de 5000 siklus termal yaşlandırma yapıldı. Makaslama testi amacıyla örneklere universal test cihazında 1 mm/dk hızla kırılma meydana gelinceye kadar kuvvet uygulandı ve kırılma yüzeyleri stereomikroskopla incelendi. Mikrosızıntı testi için örnekler %0.5'lık bazik fuksin solüsyonunda 24 sa bekletildi. Ardından bukko-lingual yönde ikiye bölünerek stereomikrosopta incelendi. Yüzey morfolojisinde meydana gelen değişimler SEM ve ATR-FTIR cihazlarıyla incelendi. Bulgular: Makaslama bağlanma dayanımı üzerine deproteinize edici ajanların etkileri istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.007). Adeziv uygulama teknikleri (E&R ve SE) açısından da fark anlamlı bulundu (p=0.039). En yüksek bağlanma dayanım değeri ClO2 ve Brix 3000 E&R grubu gösterdi. En fazla adeziv, en az ise koheziv başarısızlık tipi görüldü. Bromelain SE grubu gingival yüzeyde en fazla mikrosızıntı gösteren grup oldu. Okluzal yüzeyde ise; bromelain SE ve ClO2 SE grubu, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak daha fazla mikrosızıntı gösterdi. SEM incelemesinde;. brix 3000 SE ve bromelain SE grupları uygulama sonrası kontrol grubundan farklı morfoloji sergiledi. ATR-FTIR incelemesinde E&R gruplarında uygulama sonrası fosfat pikinde azalma meydana gelirken amid I pikinde artma meydana geldi. SE gruplarında, brix 3000 ve bromelain uygulama sonrası amid/fosfat oranında azalma meydana geldiği görüldü. Sonuç: Asitlenmiş dentinin ClO2 ile deproteinize edilmesinin bağlanma dayanımını artırdığı tespit edilmiştir. Deproteinize edici ajanların E&R tekniğiyle birlikte kullanımının, SE tekniğine göre dentine bağlanmada daha başarılı olduğu sonucu çıkarılabilir.
Öğe
Türk sofra kültürü ve Rize örneği
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Küçükyıldız, Damlanur; Safi, İhsan; Atnur, Gülhan
Türk sofra kültürü; sofra âdetleri, gelenekleri, araç-gereçleri ve sembolik özellikleriyle büyük bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Bu çalışmada da Türk sofra kültürünün coğrafya, milliyetçilik, din vb. unsurlar etrafında şekillenen değişim ve dönüşümüne odaklanılmıştır. UNESCO'nun "Somut Olmayan Kültürel Miras" olarak tanımladığı "mutfak kültürü" etrafında oluşan ritüel alanları, çalışma içerisinde ele alınarak bu alanlarda oluşan kültürel unsurlar tespit edilmiştir. Türk sofra kültürü ele alınırken işlevsel halkbilimi kuramından hareket edilmiştir. Yapılan çalışmayla halk mutfağının mitoloji, destan, geleneksel tiyatro gibi ürünlere nasıl yansıdığı, bu ürünlerde hangi işlevlere sahip olduğunun saptanması da amaçlanmıştır. Çalışmanın alan araştırmasını ise Rize sofra kültürü oluşturmaktadır. Çalışmada yazılı kaynaklardan ve sahada derleme yapılan kaynak kişilerden elde edilen bilgiler doğrultusunda, mutfak tasarımı ve gereçleri, mevsimlik hazırlıklar, kiler kültürü, yemek kültürü, dışarıda yemek kültürü, lokantacılık, fırıncılık vb. meslek grupları, törensel yemekler ve sofra kültürünün halk edebiyatına yansımaları, yeme-içmeyle ilgili inanç ve uygulamalar ele alınmıştır. Ele alınan konu başlıkları içerisinde yöre mutfağında zaman içerisinde yaşanan değişimin kültürel boyutları da dikkatlere sunulmuştur. Sofra kültürü ele alınırken halkın yiyecekle olan ilişkisi de bu çerçevede "Rizeli olmak" üzerinden kültürel kimlik çerçevesinde değerlendirilmiştir.