<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Adalet Meslek Yüksekokulu Koleksiyonu</title>
<link>https://hdl.handle.net/11436/57</link>
<description/>
<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 02:05:06 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-09-25T02:05:06Z</dc:date>
<item>
<title>Kayyımlık görevleri̇ bağlamında tasarruf mevduatı si̇gorta fonu’nun organ ni̇teli̇ği̇</title>
<link>https://hdl.handle.net/11436/9395</link>
<description>Kayyımlık görevleri̇ bağlamında tasarruf mevduatı si̇gorta fonu’nun organ ni̇teli̇ği̇
Kandemir, Süleyman
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), İlk olarak 1983 yılında bir genel müdürlük teşkilatı şeklinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Ban-kası (TCMB) çatısı altında faaliyete başlamıştır. Mali durumu bozulan veya sair sebeplerle yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen veya faa¬liyet izni kaldırılan bankaların tasfiye süreçleri TMSF’nin önemli görev¬leri arasında yer almıştır. TMSF’nin yetkileri ve görevleri zamanla de¬ğişmiştir. Özellikle 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi netice¬sinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisaklı veya irtibatlı olan şir¬ketlerde “kayyımlık” uygulamasının TMSF üzerinden yapılmaya baş¬lanması “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile yasal düzenlemeye tabi tutulmuştur. Çalışmamızda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve konuya ilişkin özel düzenlemeler ile içtihatlar ışığında TMSF’nin icra ettiği kayyımlık görevi izah edilmiştir. TMSF’nin kayyım olarak atanması meselesi daha çok ticaret hukuku boyutuyla ele alınmıştır. Ayrıca, kayyımlık görevini icra ederken TMSF’nin yönetim kurulu, genel kurul ve denetim kurulu olarak kendisine devredilen veya faaliyet izni kaldırılan bankalar ile di¬ğer tüzel kişiler nezdindeki organ niteliği de incelememize esas teşkil etmiştir.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/11436/9395</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Türk hukukunda onaylanmış kuruluşlar (onaylanmış kuruluşların yetki̇ ve sorumlulukları)</title>
<link>https://hdl.handle.net/11436/9393</link>
<description>Türk hukukunda onaylanmış kuruluşlar (onaylanmış kuruluşların yetki̇ ve sorumlulukları)
Kandemir, Süleyman
Ekonomik işbirliği amacıyla kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu, zamanla siyasi, içtimai ve kültürel işbirliğini de meydana getirebilecek adımlar attı. Maastricht Antlaşması, bu birliğin kuruluşundaki en önemli belgelerden biridir. Bu antlaşma, 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girerek Avrupa Birliği’nin temelini oluşturmuştur. Bu temel çerçevesinde 1 Ocak 2002 tarihinde 12 ülke ile ortak para birimine geçilmiştir. Nihayetinde 2007 yılında imzalandıktan sonra yürürlüğü 2009 yılı olan Lizbon anlaşması ile Avrupa Birliği’nin kubbesi tamamlanmıştır. Bu birlik ile ticari işbirliğine girilebilmesi için, birliğin belirlemiş olduğu standartlara uymak zorunluluğu getirilmiştir. Bu çalışmamız da AB ile ticaret yapılabilmesi için, AB tarafından belirlenmiş “Yeni Yaklaşım Yönergeleri” doğrultusunda “onaylanmış kuruluş” kavramının ne olduğu, CE işareti bulundurma gerekliliği, Türkiye’nin bu husustaki durumu ve Türk Hukukundaki yeri inceleme konusu yapılmıştır.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/11436/9393</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Bireysel emeklilik ve otomatik katılım sisteminden lehtarlara ya da kanuni mirasçılara intikal eden tasarruf ve hakların veraset ve intikal vergisi kanunu karşısındaki durumu</title>
<link>https://hdl.handle.net/11436/7413</link>
<description>Bireysel emeklilik ve otomatik katılım sisteminden lehtarlara ya da kanuni mirasçılara intikal eden tasarruf ve hakların veraset ve intikal vergisi kanunu karşısındaki durumu
Acuner, Serkan
BİREYSEL EMEKLİLİK VE OTOMATİK KATILIM SİSTEMİNDEN LEHTARLARA YA DA KANUNİ MİRASÇILARA İNTİKAL EDEN TASARRUF VE HAKLARIN VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU KARŞISINDAKİ DURUMUDOÇ. DR. SERKAN ACUNERAralık 2021 Sayı 399ÖZETTasarruf eğiliminin artırılması ve emeklilik yıllarında ek gelir elde edilmesi üzerine tasarlanmış bireysel emeklilik sistemi 2003 yılından itibaren uygulanmaya devam etmektedir. Uygulanmaya başlandığı günden bugüne, geçen 18 yılı aşkın sürede, artık katılımcılar emekli olmaya başlamıştır. Diğer yandan bazı katılımcılar ise, emeklilik sözleşme süreleri devam ederken zorunlu hallerle sistemden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bahsi geçen hallerden biri katılımcının vefat etmesi halidir. Bu araştırma ile sistemden emekli olan ya da sözleşme süresi devam ederken vefat eden katılımcıların, onların lehdarlarının ya da kanuni mirasçılarının Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu karşısındaki durumlarına, Türk Medeni Kanun hükümleri de göz önünde bulundurulmak suretiyle, açıklık getirilmiştir. Dolayısıyla çalışmanın konusu, lehdar ya da kanuni temsilcilerin mezkûr kanunlar karşısındaki durumlarıdır. Araştırma günümüze değin yaşanan sorunlara, yargıya intikal etmiş konulara ve muğlâk olan vergileme konusuna açıklama getirdiğinden ve örnek uygulamalarla desteklediğinden önem taşımaktadır. Araştırmaya göre; bireysel emeklilik sisteminden lehdar olanlara yapılan ödemeler; kaynakta gelir vergisi kesintisinden sonra karşılıksız intikal kapsamında, kanuni mirasçılara yapılan ödemeler ise gelir vergisi kesintisinden sonra veraset yoluyla intikal kapsamında vergilendirilmektedir. Bireysel emeklilik şirketleri ya da ödemeyi yapmak üzere anlaştıkları bankalar, veraset ve intikal vergisinden ilişkisizlik belgesini, ödemeyi yaptıkları sırada aramakla sorumludur. Şirket ya da anlaşmalı oldukları bankalar; ilişkisizlik belgesini beyan etmeyen lehdar yahut kanuni temsilcilere, kaynakta veraset ve intikal vergisi kesintisi yaparak ödeme işlemini tamamlamak zorundadırlar.; The private pension system designed to increase the tendency to save and to generate additional income during the retirement years has continued to be implemented since 2003. From the day it started to be implemented, over the past 18 years, participants have started to retire. On the other hand, some participants had to leave the system due to compulsory conditions while their retirement contract periods were still continuing. One of the mentioned cases is the death of the participant. With this research, the situation of the participants, who retire from the system or die while the contract period is still in progress, their beneficiaries or legal heirs before the inheritance and gift tax law was clarified by taking into account the provisions of the Turkish Civil Code. In this context, the subject of the study is the status of the beneficiary or legal representatives before the aforementioned laws. The research is important as it explains the problems experienced until today, the issues brought to the judiciary, and the ambiguous taxation issue and as it is supported by model implementations. According to the research, payments made to beneficiaries of the private pension system are taxed within the scope of gratuitous transfer after income tax deduction at source, while payments made to legal heirs are taxed within the scope of inheritance succession after income tax deduction. Individual pension companies or the banks they have agreed with to make the payment are responsible for seeking the certificate declaring the clearance from inheritance and gift tax at the time they make the payment. The company or the banks with which they have an agreement are obliged to complete the payment process by deducting the inheritance and transfer tax at source from the beneficiaries or legal representatives who do not declare the clearance certificate
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2021 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/11436/7413</guid>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Ticari i̇şlemlerde taşınır rehni kanunu kapsamı dışında bırakılan varlıklar</title>
<link>https://hdl.handle.net/11436/6009</link>
<description>Ticari i̇şlemlerde taşınır rehni kanunu kapsamı dışında bırakılan varlıklar
Caner, Oğuz; Kandemir, Süleyman
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TRK), bir kısım varlıkları rehin kapsamına gireceğini açıkça belirtmek suretiyle sayarken, bir kısım varlıkları ise özel olarak rehin kapsamına almamıştır. Bu durum elbette bilinçli bir tercihtir. Çalışmamızda, rehin kapsamına alınan varlıklar sayıldıktan sonra, bir kısım varlıkların neden kapsam dışında bırakılmış olabileceği, başta Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması Ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmelik (Uygulama Yönetmeliği) hükümleri olmak üzere çeşitli düzenlemeler ve uygulamalar esas alınarak incelenmiştir. Mülga Ticari İşletme Rehni Kanunu (TİRK) da rehin konusu varlıkları sınırlı olarak saymıştır. Ancak, bu rehnin kapsamına alınmayacak rehin konusu varlıklar şeklinde bir açıklama yapmamıştır. Mülga Kanunda bu varlıkların neler olabileceği ise doktrinde tartışılmak suretiyle izah edilmeye çalışılmıştır.; In the Commercial Transactions Law (TRK), some of the assets are included in the pledge, while some of the assets are not included in the pledge. This is, of course, a conscious choice. In our work, after considering the assets pledged as a pledge, why some assets may have been excluded from the scope of the contract, especially the provisions of the Law on the Establishment of the Pledge on Commercial Transactions and the Use of the Rights after the Postpone (Implementing Regulation) were examined on the basis of various regulations and applications. Former Commercial Enterprise Pledge Law (TIRK) also considered pledged assets as limited. However, he did not make a statement about pledged assets that would not be included in the scope of this pledge. In the former law, it is tried to explain what these beings might be by discussing in the doctrine. Our work also consists of comparing the TRK with the former TIRK and examining the assets subject to special limitation within the framework of the Implementing Regulation.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/11436/6009</guid>
<dc:date>2017-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
