Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@RTEÜ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
Rize ve çevresinde yetişen bazı bitkilerden elde edilen özütlerin anti-mikrobiyal aktivite ve quorum sensing mekanizmalarına etkilerinin belirlenmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Esertaş, Zeynep Üreyen; Ekşi, Saliha
Son yıllarda hızla artan antimikrobiyal direnç, mevcut antibiyotiklerin yetersiz kalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle yeni antimikrobiyal etken madde arayışı, doğal ürün ve bitkisel ilaçlara olan ilgiyi daha da arttırmaktadır. Özellikle günümüzde, kimyasal ürünlerden ziyade, tıbbi amaçlarla doğal ürünlerin kullanımında artış gözlenmektedir. Bitkiler yüzyıllardır tıpta enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılmış ve günümüzde de yeni bileşiklerin keşfinde önemli rol oynamaya devam etmektedir. Çalışmamızda Rize iline ait 44 bitki türünün çeşitli özütleri maserasyon yöntemi ile hazırlandı. Bitkilere ait antimikrobiyal etkinlikler agar kuyucuk diffüzyon yöntemi ile biri mikobakteri olmak üzere 11 bakteri ve iki mantar türün de denendi. Quorum sensing basamaklarından viyolasin pigment inhibisyonu dört Chromobacterium violaceum suşunda; piyosiyanin pigment inhibisyonu Pseudomonas aeruginosa PAO1 suşunda test edildi. Antimikrobiyal aktivitesi yüksek özütlerin biyofilm gelişimi ve swarming oluşumunu baskılama özellikleri P. aeruginosa PAO1 suşu ile araştırıldı. Sonuçlar değerlendirildiğinde bitki özütlerinden özellikle Castanea sativa Mill., Quercus sp., Geranium sp., Alchemilla oriturcica, Helichrysum armenium, Starchy sp.'nin test edilen mikroorganizmalara karşı etkili antimikrobiyal aktiviteye sahip oldukları belirlendi. Bu bitkilerden Castanea sativa Mill'e ait özütlerin tüm C. violaceum suşlarında violasin pigmentini inhibe ederken aynı zamanda swarming ve biyofilm gelişiminin de önüne geçerek güçlü anti-quorum sensing aktivite gösterdiği saptandı. Antimikrobiyal etkinliği yüksek olan bitkilerden altı tanesinin anti-quorum sensing etkinliği bulunurken, bitkilerden iki tanesinin biyofilm ve swarming inhibisyon özelliğine sahip olduğu belirlendi. Bu çalışmanın sonuçları bahsi geçen bitkilerin yeni antimikrobiyal ve anti-quorum sensing ajanların geliştirilmesi için iyi birer aday olabileceğini göstermektedir.
Öğe
İslâm borçlar hukukunda niza
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Bölükbaş, Ali Haydar; Kumaş, Ali
Niza, akitte söz konusu olan belirsizlikten dolayı taraflar arasında çözümü güç bir anlaşmazlık çıkması durumunu ifade etmektedir. Bu tezde, Hanefî mezhebi tarafından geliştirilen ve muâmelât konularındaki anahtar kelimelerden olan niza kavramının tüm boyutlarıyla ele alınması amaçlanmıştır. Bizi bu çalışmaya sevk eden temel saik, akitlerin sıhhatini etkileyen esas ölçütün niza olabileceği düşüncesidir. Çalışmamızda niza teorisi, mezheplerin fürû literatüründe yapılan ayrıntılı kavram taramaları ve fıkhi meselelerin tahlili neticesinde ortaya konmuştur. Çalışma neticesinde, İslâm hukukunun borçlar hukukuyla ilgili yasaklamalarının başında gelen garar ve cehâletin akdi fâsid ya da bâtıl kılmasındaki illetin bunların taraflar arasında nizaya sebep olması olduğu yönünde birçok bulguya rastlanmıştır. Bu türden bilgiler bizi, akdin fâsid oluşunu belirleyen asıl illetin niza olduğu ve bunun neticesinde de nizayla sonuçlanan her akde fâsid hükmü verildiği sonucuna götürmüştür. Bundan dolayı, İslâm hukukunda anlaşmazlıkların baştan önüne geçmek ve mahkemeye yansımasını önlemek için akdin unsurlarının nizaya sebebiyet vermeyecek şekilde belli olması şart koşulmuştur. Bu bağlamda, İslâm hukukunda akitler ve akitlerin sıhhati konusunda yapılacak çalışmalarda, niza ilkesinin belirleyici bir kural olarak göz önünde bulundurulması önem arz etmektedir.
Öğe
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim Araştırma Hastanesinde yatan hastalarda nutrisyon durumunun değerlendirilmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020) Bardak, Selçuk; Polat, Hatice Beyazal
Giriş ve Amaç: Malnütrisyon yatan hastalarda sık saptanan bir durumdur. Bu çalışmada Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim Araştırma Hastanesinde yatan hastalarda nutrisyon durumunun değerlendirilmesi ve hekimlerin bu konudaki farkındalıklarının saptanması amaçlanmıştır. Materyal- Metod: Bu çalışmada Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde farklı servislerde yatan hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya 18 yaş üzerinde bulunan ve farklı servislerde yatan 480 hasta dahil edilmiştir. Hastalar yatışında ve yatışının 7. gününde olmak üzere iki kez değerlendirilmiştir. Hastaların nütrisyon durumlarının belirlenmesi için hastalarda NRS 2002 tarama testi ile boy, kilo ve vücut kitle indeksi ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca hastalarda kronik hastalık varlığı ve biyokimyasal parametrelerle ilgili verilerde toplanmıştır. Elde edilen veriler Statistical Packag fortheSocialSciences (SPSS 25.5) yardımıyla analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların %42'si kadın, %58'i erkektir. Katılımcıların cinsiyete göre malnütrisyon varlığı kıyaslamasında istatiksel anlamda herhangi bir farklılık bulunmamıştır. Hastaların ilk NRS 2002 ölçümlerine göre bütün hastaların %78,1'inde malnütrisyon varlığı bulunmazken hastaların %21,9'unda ise malnütrisyon varlığı saptanmıştır. Malnütrisyon saptanan 105 hastanın 100 kişisi 65 yaş üstü olarak bulunmuştur. İkinci NRS 2002 ölçümlerine göre 65 yaş üstü hastaların %31,2'sinde malnütrisyon bulunmuştur. 65 yaş altı diğer hastaların ise %3,1'inde malnütrisyon bulunmuştur. Elde edilen bulgulara göre malnütrisyon varlığının yaşa bağlı olarak arttığı görülmüştür. Sonuç: Kronik hastalık varlığı arttıkça malnütrisyon oranı da artmış olarak tespit edilmiştir . NRS 2002 ilk ve ikinci ölçüm kronik hastalık varlığı ile malnütrisyon arasında istatiksel anlamda ilişki saptanmıştır. İlk değerlendirmede malnütrisyon saptanan hastaların büyük bir çoğunluğuna beslenme desteği yapılmadığı, hekimlerin malnütrisyonu fark etme ve tedavi etme oranlarının yeterli olmadığı görülmüştür.
Öğe
Hicri 900 (M. 1494) tarihli müellifi bilinmeyen bir tasavvufi risale (inceleme-metin-sözlük)
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Karagöz, Sumeysa Nur; Hunutlu, Ümit
Bu çalışma, müellifi bilinmeyen bir tasavvuf risalesinin edebiyat alanına kazandırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışma; "İnceleme", "Metin" ve "Sözlük" bölümlerinden oluşmaktadır. İnceleme bölümünde, metin dilbilgisel anlamda başlıklar altında incelenmiştir. Her başlık ayrıntılı olarak açıklanmış ve yine her başlık için ayrı ayrı örnekler verilmiştir. Metin bölümünde, Arap alfabesi ile verilen orijinal metin Latin alfabesine aktarılmıştır. Sözlük bölümünde ise metinde yer alan ve anlamı bilinmeyen kelimelerin anlamları verilmiştir. Yapılan çalışma, "sonuç" bölümü ile sona erdirilmiştir. Eserle ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Öğe
Kefevî'nin Ketâib'inin dördüncü cildinin tahkiki ve bu çerçevede Hanefî mezhebinin II. Buhârâ dönemi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Doğan, Yusuf; Topal, Şevket
İslam medeniyetinin en temel özelliği ve dayanağı ilim geleneğine sahip olmasıdır. Tarihte alanında söz sahibi alimlerin gün yüzüne çıkmamış değerli eserleri vardır. Bu eserler ilim, kültür ve medeniyet değerlerimizin daha iyi anlaşılmasında bize ışık tutarlar. Osmanlı'nın yükselme devri alimlerinden Mahmut b. Süleyman el-Kefevî'nin "Ketâʾibü aʿlâmi'l-aḫyâr min fuḳahâʾi meẕhebi'n-Nuʿmâni'l-muḫtâr" isimli eseri alanında yazılmış ve ilim erbabınca takdir görmüş eserlerden biridir. Hanefî hukukçularının kronolojik biyografilerini konu edinen Ketâîb, hukuk tarihini ilk insan ve ilk peygamber Adem (as)'dan başlatarak sadece Hanefî hukuk tarihi değil insanlık hukuk tarihi özelliği taşımaktadır. Bu çalışmada ağırlıklı olarak Mâverâünnehir/Buhârâ hukukçularının yoğun olduğu bölüm ele alındığı için tezin adı "Kefevî'nin Ketâib'i Çerçevesinde Hanefî Mezhebinin Buhârâ Dönemi" şeklinde belirlenmiştir. Çalışmada öncelikle Kefevî ve eseri Ketâîb hakkında bilgi verilmiş sonrasında Buhârâ/Mâverâünnehir bölgesinde yaşayan fakihler merkeze alınarak, onlar üzerinden bir takım hukuki ve toplumsal tahliller yapılmaya çalışılmıştır. Aynı şekilde bu çalışmada fakihlerin görüşleri ve ürettikleri çözümlerden hareketle, ilgili dönemde Hanefî mezhebinin toplumsal sorunlara bakışı tahlil edilmiştir. Eser; dönemin ilmi seviyesi ve meselelere bakışı hakkında ciddi veriler sunmakta, günümüz ilim adamları için geçmiş ile bugün arasında mukayese imkânı sağlamaktadır.