Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@RTEÜ, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
Türkiye'de katılım bankalarının sağladığı konut finansmanının konut fiyatlarına ve enflasyona etkisi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Başboğa, Zehra Zeynep; Karadağ, Haydar
Konut, bireylerin en temel barınma haklarından biridir. Lakin kimi zaman bireyler konut ihtiyaçlarını karşılayamamakta, karşıladıkları durumlarda da nitelikli konutlara ulaşamamaktadır. Konut maliyetlerinin, tüketici fiyat endeksinin ve faiz oranlarının oldukça yüksek olması özellikle orta ve alt gelir grubuna mensup bireylerin konut edinimi zorlaştırmaktadır. Ayrıca faize bulaşmamak ve faizden uzak durmak isteyen fakat bir konut edinmek içinde yeterli birikime sahip olamayan kesimler, talep ettikleri konutları finanse etmekte zorlanır. Bu sorunla başa çıkabilmek için katılım bankaları konut finansman modelleri geliştirmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de katılım bankalarının sağladığı konut finansmanının konut fiyatları ve tüketici fiyat endeksi üzerinde etkisi olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Dört bölümden oluşan çalışmada ilk olarak Türkiye'deki katılım bankalarında uygulanan konut finansman modellerine değinildikten sonra konut sorunları ve ''Türkiye'deki Katılım Bankalarında Uygulanan Konut Finansman Modelleri'' ele alınmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde çalışmanın amacı doğrultusunda, katılım bankaları tarafından kullandırılan konut kredileri, konut fiyat endeksi ve tüketici fiyat endeksi değişkenleri 2013:01- 2020:12 dönemlerini kapsayan aylık zaman serisi verileri ele alınarak analiz yapılmıştır. Ekonometrik analiz için EViews 10 programı kullanılmış olup, ilk aşamada serilerin durağanlık durumları Genişletilmiş Dickey Fuller (ADF) ve Phillips Perron (PP) birim kök testleri ile sınanmıştır. Serilerin hangi seviyede durağan olduklarının incelenmesinin ardından aralarındaki uzun dönemli ilişki, Johansen Eşbütünleşme Testi ile ortaya koyulmuştur. Nihai olarak Katılım bankaları tarafından sağlanan konut finansmanı ile konut fiyatları ve tüketici fiyat endeksi oranları arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığı Granger Nedensellik Analiziyle test edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, 2013-2020 yılları arası Türkiye ekonomisine ait veriler kullanılarak yapılan Granger Causality Nedensellik Analizinden elde edilen bulgular genel olarak değerlendirildiğinde katılım bankaları tarafından kullandırılan konut kredileri ile konut fiyat endeksi değişkenleri arasında çift yönlü, katılım bankaları tarafından kullandırılan konut kredileri ile tüketici değişkenleri arasında tek yönlü ilişkinin varlığından söz edilebilir.
Öğe
Fındığın dönmeli akışlı akışkan yataklı kızılötesi ışınımlı kurutma davranışının deneysel incelenmesi ve matematiksel modellenmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2022) Çiraki Abdullah; Küçük, Haydar; Midilli, Adnan
Bu çalışmada, kabuklu ve kabuksuz fındıkların dönmeli akışlı akışkan yataklı kızılötesi ışınımlı kurutma davranışı deneysel olarak araştırılmış ve matematiksel modellemesi gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmalar, 100 g kabuklu fındık için 250 W, 500 W, 750 W ve 1000 W, 100 g kabuksuz fındık için 250 W ve 1000 W kızılötesi ışınım güç değerlerinde yapılmış ve zamana bağlı olarak kütle kayıpları ölçülmüştür. Boyutsuz kütle oranı, kütlesel büzülme oranı, nem içeriği ve kurutma hızı gibi kurutma karakteristikleri zamana ve kütle kaybına bağlı olarak hesaplanmıştır. Kabuklu ve kabuksuz fındıkların, dönmeli akışlı akışkan yataklı kızılötesi kurutucudaki kurutma eğri denklemini belirlemek için literatürde sunulan 22 adet ince tabaka kurutma denklemi dikkate alınmıştır. En iyi modeli belirlemek için 14 farklı değerlendirme kriteri kullanılmıştır. Sonuç olarak, kabuklu fındığın kurutulması için dönmeli akışlı akışkan yataklı kurutma yönteminde ideal kızılötesi ışınım güç değerlerinin 1000 W ve en iyi kurutma modelinin ise Alibas (Modified Midilli-Kucuk) olduğu belirlenmiştir. Kabuksuz fındığın kurutulması için ise dönmeli akışlı akışkan yataklı kurutma yönteminin uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öğe
35 yaş ve üzeri annelerde gebelik öncesi vücut kitle indeksi sınıflamasının ve gestasyonel kilo alımının yenidoğan sonuçları üzerine etkisi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Arslan, Ayşe Yazan; Ardıç, Cüneyt
Giriş: Gebelikte ileri yaş ve tavsiyelerin dışında alınan kilolar beraberinde antenatal ve postnatal dönemde gebe ve yenidoğan üzerinde olumsuz süreçleri de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada 35 yaş ve üzeri gebelerin gestasyonel kilo alım (GKA) durumları değerlendirilecek olup bu değerlendirmelerin yenidoğan sonuçları üzerine etkisi incelenecektir; ve ayrıca gebelikte ileri yaşın gebenin sosyodemografik özellikleri ve yenidoğanın sonuçlarıyla ilişkisi de değerlendirilecektir. Gereç ve Yöntem: Rize ili Merkez ilçesine bağlı 7 Aile Sağlığı Merkezi'nin 34 Aile Hekimliği Birimi'ne son 5 yıl içerisinde kayıtlı olan 35 yaş ve üzeri gebeler ve bu gebeliklerden dünyaya gelen yenidoğanlar arasından toplanılmış olup çalışmaya 320 gebe ve bu gebeliklerden dünyaya gelen yenidoğanlar dahil edilmiştir. Veriler gebe lohusa izlem fişi, bebek-çocuk izlem fişi, Aile Hekimliği Bilgi Sistemi, Ulusal Sağlık Sistemi ve Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi'nden elde edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda çarpıcı bir şekilde konjenital malformasyon varlığının SGA riskini 18,96 kat arttırdığı tespit edilmiştir. Gebelik öncesi VKİ kategorileri arasında gebelikte alınan kilo miktarı kıyaslandığında normal, fazla kilolu ve obezlerdeki gebelik kilo alım düzeylerinin tüm kategoriler arasında birbirinden anlamlı olarak farklı olduğu görülmüştür. Annesi gebelik öncesi obez olanlarda doğum kilosu z skorunun, annesi gebelik öncesi fazla kilolu olanlara kıyasla anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmüştür. Maternal VKİ ve GKA durumu ile yenidoğan kilo, boy ve baş çevresi ile ilişkili özellikler korelasyon analizi ile değerlendirildiğinde doğum kilosu z skoru ve doğum boyu z skoru ile GKA düzeyleri arasında da düşük düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Sonuç ve Öneriler: Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de gebelik yaşı ilerleyen yaşlara kaymakta ve beraberinde komplikasyonları getirmektedir. Aile Hekimliği Uzmanlığının temel yeterliliklerinden olan özgün problem çözme becerisiyle, ileri yaş gebelikte ortaya çıkabilecek tehlikelerin insidans ve prevalanslarına dayalı olarak gebe izlem sürecinde, öngörülen risklerin tarama ve tanıları sağlanarak komplikasyonlar engellenebilir. Önerilerin dışında GKA, anne sağlığının yanı sıra yenidoğanın hem doğum hem gelecekteki morbiditesini etkileyip kalıcı sonuçlara sebep olabileceği için, annenin VKİ kategorisine göre uygun gestasyonel kilo alımının teşvik edilmesi uygun olacaktır.
Öğe
Ortaöğretim okulları yönetici ve öğretmenlerin görüşlerine göre hesap verebilirlik (Rize örneği)
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Kurt, Bayram; Tuna, Cem
Bu araştırmanın temel amacı, Rize ili merkez ve ilçelerindeki kamu ve özel ortaöğretim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerin okul geliştirme aracı olarak hesap verebilirliği benimseme ve uygulanabilirlik düzeylerinin saptanması ve anlamlı bir farklılık olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu araştırmanın kapsamı Rize ili merkez ve ilçelerindeki kamu ve özel tüm ortaöğretim kurumlarını kapsamaktadır. Betimsel tarama modelinin kullanıldığı bu nicel araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Rize ili ve ilçelerinde görev yapan yöneticiler ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ortaöğretim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerden tesadüfi örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırma 46 yönetici ve 187 öğretmenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Fatmanur ÖZEN tarafından geliştirilen hesap verebilirlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda görev türü değişkenine göre akademik başarı uygulanabilirlik düzeyine ait istatistiksel anlamda bir farklılık bulunmuş olup diğer değişken ve düzeylerde istatistiksel anlamda herhangi bir farklılık bulunmamıştır.
Öğe
Parotis tümör tanılı hastalarda klinik ve histopatolojik verilerin sistemik inflamasyon parametreleri ve difüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleri ile değerlendirilmesi
(Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022) Kılıçtaş, Ahmet Ufuk; Erdivanlı, Özlem Çelebi
Amaç: Tükürük bezi tümörleri, tüm baş ve boyun tümörlerinin %3'ünü oluşturur. Tüm tükürük bezi tümörlerinin yaklaşık %70 ila %80'i parotis bezinde yer alır. Parotis bezi tümörlerinde benign-malign ayrımı ve alt grup tayini, tedavi planlanması ve cerrahi yöntem seçimi açısından önemlidir. Çalışmamızda; parotis bezi tümör tanısı olan hastalarda, sonucun öngörülmesinde Difüzyon Ağırlıklı Manyetik Rezonans Görüntüleme ile elde edilen Görünür Difüzyon Katsayısı - Apparent Diffusion Coefficient (ADC) ölçümünün ve sistemik inflamasyonun rolünün değerlendirilmesi ve bunun klinik ve histopatolojik verilerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmada Ocak 2013– Aralık 2021 tarihleri arasında kliniğimizde parotis tümör tanısı almış ve tarafımızca cerrahi yapılmış hastalar retrospektif olarak toplandı. Hastaların dosyalarından yaş, cinsiyet gibi demografik verileri, sigara ve alkol kullanımı, preoperatif hemogram ve biyokimya verileri, preoperatif ve postoperatif patolojik tanıları ve görüntülüme verileri kaydedildi. Preoperatif hemogram verilerinden Nötrofil Lenfosit Oranı (NLO) ve Platelet Lenfosit Oranı (PLO) değerleri hesaplandı. Boyun MR görüntüleri 1.5 Tesla tarayıcı (Siemens Magnetom Aera, Erlangen, Almanya) ile elde edildi ve ADC haritaları oluşturuldu. Tümörlerin ADC ölçümü 1 cm² lik yuvarlak ilgi alanları-region of interest (ROI) kullanılarak solid kısımlardan yapıldı. Bulgular: Çalışma kapsamında değerlendirmeye 108 benign (%78,3) ve 30 malign (%21,7) tümörlü olmak üzere toplam 138 olgu dahil edildi. En sık görülen benign tümör pleomorfik adenom iken en sık görülen malign tümör mukoepidermoid karsinom idi. Olguların tümör tipine göre (benign, malign) demografik verileri, kan parametreleri, ADC ve diğer bulguları incelendiğinde iki grup arasında yaş, lenfosit sayısı ve PLO bakımından istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık/ilişki bulundu. Malign tümörlü bireylerin ortalama yaşları ve PLO değerleri benign tümörlü olgulara göre daha yüksek bulunurken lenfosit sayısı benign tümörlü olgularda daha yüksek görüldü. Diğer demografik veriler ve klinik bulgular açısından iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık/ilişki görülmedi. Malign tümör grubunun benign tümör grubuna göre risk faktörleri değerlendirildiğinde yaş, tümör çapı, lenfosit sayısı, NLO ve PLO değerleri istatistiksel açıdan anlamlı bulundu. Benign, malign tümör grupları arasında ölçülen ADC değerlerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmedi. Tümörler histopatolojik olarak alt gruplara ayrıldığında pleomorfik adenom, whartin tümörü, mukoepidermoid karsinom, diğer benign ve diğer malign gruplar arasında ADC değerleri bakımından istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu gözlendi. Pleomorfik adenom grubunda ADC değeri en yüksek iken whartin tümörü grubunda en düşük çıktı. Pleomorfik adenoma göre warthin tümörü ve mukoepidermoid karsinom için ADC parametresinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülürken (p<0,05) pleomorfik adenomu warthin tümöre göre ayırt etmedeki duyarlılık oranının %82,9, özgüllük oranın ise %81,6 olduğu; pleomorfik adenomu mukoepidermoid karsinoma göre ayırt etmede ise duyarlılık oranının %76,9, özgüllük oranın ise %76,3 olduğu belirlendi. Malign tümöre göre NLO ve PLO parametrelerinde sınır değer hesaplanması için ROC analizi yapıldı. Malign tümöre göre NLO parametresinde eşik değer hesaplanmasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmedi (p>0,05). PLO parametresinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülürken PLO için duyarlılık oranının %62,1, özgüllük oranının ise %63,9 olduğu belirlendi. Sonuç: Parotis bezi tümörlerinde ADC ölçümlerinden elde edilen kantitatif değerler ile konvansiyonel MR görüntü bulgularının birleştirilmesinin, parotis tümörlerini birbirinden ayırt etmede faydalı bir yöntem olacağını ve preoperatif tanınırlığa katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Parotis tümörleri için elde edilen ADC ölçümlerinin değerlendirilmesi, preoperatif invazif tanı yöntemlerinden kaçınmayı sağlayabilir. İnflamasyon ile kanser arasındaki ilişki göz önünde bulundurulduğunda özellikle histopatolojik tanı öncesinde PLO, NLO ve lenfosit sayısı gibi parametrelerin ucuz, kolay erişilebilir ve non-invazif olması ve malign benign ayrımında yönlendirici özellikler taşıması nedeniyle bu hasta grubunda risk tayininde ve prognozu öngörmede hekimlere yol gösterici olabileceği kanaatindeyiz.